Gençlik

Ah Şu Yeni Nesil!

Dilimize pelesenk olmuş eleştirilerle “Yeni nesil böyle şöyle” demek ne kadar da kolay değil mi? Yoksa sebebi biz ebeveynler değil miyiz?

En başta çağımızın vebası olan sosyal medya ve teknoloji bağımlılığı tüm ailemizi rehin almış durumda. Elimizde telefon, dizimizde laptop “Saatlerdir bilgisayardasın, artık bırakıp ders çalışmalısın!” demek, çocuğumuz için fıkra gibi bir öneri olsa gerek. Çünkü biliyoruz ki çocuklarımız nasihate değil uygulamaya bakar, rol modeliyle ilgilenir daima. Bu sebepledir ki önce kendimizi düzeltmeliyiz, şu kısa olaydan da anlayacağımız gibi:

Çocuk babasının yanına elinde bir karne ile gelir. Çocuğunun dersleriyle ilgilenmeyen baba hemen kızmaya başlar:

-Oğlum bu nasıl karne böyle? Matamatik 2, türkçe 1,  sosyal 3… Benim karnelerimde hepsi beş olurdu, der ve çocuğu azarlamaya başlar. Çocuk  ağlayarak:

-Baba, dur!

-Nasıl durayım berbat bir karne bu!

-Baba, ne olur dur yalvarırım.

Babası bu yalvarışlara dayanamayıp durur ve çocuk:

-Baba bu karne senin karnen, benimki içeride, der.

Kendimizi toparladıktan sonra mı? Alalım artık şu güzelim çocukların ellerinden telefonları tabletleri. Salalım sokağa , koşsunlar, düşsünler, kanasın dizleri, yırtılsın paçaları. Sonra terli terli eve gelip su içmek istesinler, azar işitip terlik yesinler hatta annelerinden. Olsun varsın. Bunlar kalsın hep anılarında, kanlı savaşlı bilgisayar oyunları değil.

Sonra AVM’lerde hamburger ısmarlayıp palyaçolara yüzlerini boyatmayalım çocuklarımızın. Beraberce hazırladığımız yiyeceklerde piknik yapalım çimlere yayılıp, sohbet edelim, top oynayalım…

En önemlisi de dinimizi çok iyi öğretelim onlara. Çok başarılı olup çok kazanmaya değil, milletine faydalı bir ümmet olmaya odaklayalım onları, gerisi gelir zaten kendiliğinden. Rabbini tanıyan, etrafındaki olaylara iman okumasıyla bakabilen merhametli çocuklar yetiştirelim ve ilk çocuğumuzu o kadar iyi yetiştirelim ki diğer çocuklar zaten ağabeyini ya da ablasını örnek alacaktır, bizim de işimizi kolaylaştıracaktır.

Sonuç olarak hayatımızı, yetiştirmek istediğimiz çocuğun, söylediğimizi değil de yaptığımızı uygulayacağını bilerek sıfırlayalım. Yeni bir kişilik olalım gerekirse. Dolu dolu çocuk yetiştirmeye hazır bir kişilik.

Ancak bu şekilde geleceğin Fatihlerini, Sinanlarını ve hatta en yakın tarihimizden Mavi Marmara şehidimiz Furkan gibi güzel evlatları yetiştirebiliriz. Yoksa, vay halimize.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN