Aile

Anadolu’da Kadın: “Toprağın Anaları”

Çocukluğumuzdan biliriz “Evi ev yapan, kadın mıdır erkek midir?” diye sorulduğunda  herkes aynı cevabı verir, “Yuvayı dişi kuş yapar..” Ben küçükken o heybetiyle dedemin bile bu cevabı verdiğine şaşırır, içten içe de gururlanır ve güçlenirdim..

O zamanlar yalnızca heyecanını hissettiğim bu cevabın sırrına aklı selim olunca erecek,

“Evi ev yapma” eyleminin, “toprağı vatan yapma” anlamına da geldiğini sonradan öğrenecektim.

“Evi ev, toprağı vatan” yapan kadındı Anadolu’da..

Ana kadın, bacı kadın, yâr kadın..

Bu yüzden Anadolu dendi bu topraklara ve toprağa serpilen tohumlar nasıl kök saldıysa, evlatları da tarih boyunca yiğitlikleri ve ahlakıyla nam saldı bu coğrafyada ..

Toprağa serptiği tohum bereket, ocağında büyüttüğü evladı “devlet” olan kadın..  Anadolu’da kadın, evladını devlet olarak görürdü, nesiller o umudun onuruyla büyüdü. Aleme nizam veren ordularda  Anadolu kadınlarının feraseti görülürdü ve devlet, o analardan emdiği  sütle büyüdü, ayakta durdu yüzyıllarca..

Onlar ki bu toprakların kaderi olduklarının farkındaydılar, fedakarlıklarını bir övünç olarak taşıdılar da bakır tenlerinde, nasırlı ellerinde; onca garipliklerini kimselere şikayet olarak sunmadılar. Her şeyleriyle bu toprağındılar.. Toprağın da anası bellemişlerdi ki kendilerini öylesine sevdiler sarıldılar.. Binlerce evladını bir evladı için bayrağa sardılar.. Sesi ezan, duruşu nizam, ülküsü İslam olan bir evladın ömrüne binlerce evladın ömrünü kınalayıp koydular.

Dünya bu toprakların stratejisini çizerken, oğullarına “Cepheden dönersen sana sütümü helal etmem!” diyen anaların fedakarlığını da hesaba katmak zorunda kaldı.

Kızlarına ettikleri dua şuydu, “Allah seni Fatıma anamıza komşu eylesin” (benim ninem hala böyle dua eder).  Övgümüz örneğimiz buydu, en hayırlı duamız bu.. Asırlarca bu dua ile övündük.  Adlarımız belliydi, en çok Ayşe, en çok Hatice, en çok Fatıma’ya layık görüldük…

Sabrı, tevekkülü en yakın onlarda gördük.. Un bulamadıklarında çorbalarına çaldıkları şükrün hikayesiyle büyüdük, yeri gelince bir yudum çayın ne kadar lüks olduğunu yine onların anlattıklarından duyduk ve belki de bu yüzden elimizdekiyle doyduk..

Hüzünlü türkülerini  nakış nakış işledikleri toprağın derdiyle erdik de uzunca yaşlara, o küçük kalplerimize ilmek ilmek işledikleri Lailaheillallah’ın özleminde olduk her dem, çamurdan yaratılan insanoğlunun kundağını yine çamurdan belerlerken, hipokrat yoktu.

Anadolu’da kadın, nesilden nesile aktarılan ahlakın taşıyıcısı, ilmin uygulayıcısı oldu..

Ve zaman..

Üstad’ın “bir şey koptu benden, her şeyi tutan bir şey” dediği zamanlar geldiğinde neyin kopması gerektiğini bilenler biliyordu.. Asırlardır sinelerinde yutamadıkları çözemedikleri hazmedemedikleri bir düğümdü Anadolu, bu ahlak nasıl sindirilirdi formül bulunmuştu..

-Bir rüzgar batıdan esti savurdu, tohumlar yanlış bağlara savruldu da kadınlar analığını unuttu.. nesiller beşikte unutuldu..

“Utanırdı” diyor devamında Üstad, “burnunu göstermekten süt ninem, kızımın gösterdiği kefen bezine mahrem” ..

Neslini, tarihini yönlendiren kadının yönünü değiştirirseniz kolaylaşırdı emeller, değişirdi dengeler.. Değişti diyemem, hala ninelerimizin ayağındaki çamurda umudumuz var lakin, kesildi sütü toprağın.

Nasıl mı, ne mi oldu.. Hangi birini sayalım, fakat en görüneninden birine vurmadan geçemem;

Buyrunuz, bir güruh peydah oldu, çınarları kahrından kurutan iffetsizliğin adını Yeşilçam koydu..

Ve  ‘Türk’an ne vakit soyundu, Kürşad attan düştü bu coğrafyada.

Kırıldı Süleyman’ın asası, bozuldu başı nesillerin…

…..

 Biz yarının eşleri, anneleri.. bu topraklar bizim adımızla anılıyorsa demek ki

Anadolu’nun kaderinde bize düşen görevin farkında olacağız.

  ninelerimizin ayağındaki çamur, ellerindeki nasır, yüzlerindeki tevekkülden, dualarındaki hikmetten umutlanacağız,

kendimizden umutlanmak için kuşanacağız,

ve gelecek nesillerin annesi, aleyna’lardan sudenaz’lardan tuana’lardan umutlanmak için, yarınlarımızdan umutlanmak için,

bugün çabalayacağız,

ki, sütü kesilen toprağımız bir de yetimlik görmesin.

…..

Eli Anadolu’nun ç/hamuruna değen, bu toprağın tüm Hayme Ana’larına selam olsun..!

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN