Gençlik

Arkana Bakmadan Devam Edeceksin

Hayat bir mücadeleden ibaret. Her şeyi ile, her anı ile, her yönü ile bir savaş. Buna ne derseniz deyin; hak – batıl savaşı, iyi – kötü savaşı, doğru – yanlış savaşı… Mesele, ayakların kaymadan bu mücadelede sonuna kadar savaşman.

 Allah Teâlâ bu savaşma gücünü, kuvvetini her Müslümana yüklemiş, en önemlisi herkese bu davada bir sorumluluk yüklemiştir. Bir mücadele yöntemi, bir ayakta kalma stratejisi, bir duruş vermiştir ki ayaklarımız yerden kaymasın, doğru yol üzerinde, doğru bir şekilde yol alalım.

 Kardeşlerim! Bu dava, bu mücadele İSLAM’DIR! Bu savaş, yardıma muhtaç olmayan, yardım edilmekten münezzeh olan, biz insanlar kendisinin rızasına erişelim diye kendisine yardım edilmeye izin veren Allah Teâlâ’nın, bizler için indirdiği İSLAM savaşıdır. İslam’ı bütün dünyaya yayma mücadelesidir. Hayatın her alanına müdahil etme mücadelesidir.

 Bizler, biz gençler, Allah Teâlâ’nın indirdiği bu İslam’a erler kılındık. Yorulmadan, bıkmadan, usanmadan, sıkılmadan bu dine yardım edecek, yine bıkmadan mücadelemizi vereceğiz. Gece uykusuz kalacak, gündüz belki de aç kalacak ama yılmadan yolumuza bakacağız. Sıkılmadan Allah Teâlâ’nın yoluna bakacağız. Bu yolda türlü türlü sıkıntılar çıkacak. İftira atacaklar, yobaz diyecekler, yanlış yoldasınız bu tarafa gelin diyecekler, sen ocusun sen bucusun, senin gittiğin yol, yol değil diyecekler. Hiçbirine takılmadan, ama hepsini tecrübe ederek ARKANA BAKMADAN DEVAM EDECEKSİN. Sağından çekecekler, solundan çekecekler, ayağına çelme takacaklar, düşsen de kafan gözün yarılsa da tekrar kalkacak, tekrar mücadelene devam edeceksin. Her şeyinle Allah’a sarılacaksın. Allah var, gam yok, dert yok, tasa yok deme kudretini göstereceksin. Özüne güvenecek ama kibre kaçmayacaksın. İnce hesaplarla bu dengeyi koruyacaksın. Kendini çok küçük görme, Sultan Fatih’in de iki gözü, iki kulağı vardı. Ona talebe olmayacak tıpkı O’nun gibi olacaksın. Hz. Ebu Bekr’i, Hz. Ömer’i siyer kitaplarına mahkûm etmeyecek, her şeyinle onlara benzemeye çalışacaksın. Stratejiler geliştirerek, planlarlar yaparak O BÜYÜK ADAMLAR’ı bugüne taşıyacaksın. Sende bir sahabe olma potansiyelinin olduğunu unutma. Tek fark Onlar, Âlemlere rahmet olarak gönderilen, gülüşü hoş, hüznü hoş, bakışı güzel, yaşayışı güzel olan Allah Rasûlü’nü gördüler. O’nunla sohbet ettiler. Evet, büyük bir fark olabilir bu. Ama hedefin dünyada madde cihetiyle göremesen de, rüyada mana cihetiyle görmek olacak. Bunun için bütün benliğinle, araştırarak, bir bilene sorarak o Yüce İnsan’ın sünnetine tabi olacaksın.

 Genç adam; genç hanımefendi! Bu dava yolunda çalışırken, bir program hazırlamak adına gece geç saatlere hatta sabahlara kadar mesai harcadıktan sonra, ertesi gün zinaya düşebilirsin; hayat seni tepetaklak edebilir. Senin bacağın kırılmış olabilir. Unutma; sen zayıf yaratıldın, günah işlemek senin fıtratında var, hata işlemek senin, benim DNA’mıza konulmuş. Ama yine unutma ki; tevbe etmek, yalvarıp yakarmak, tekrar ayağa kalkmak da var senin fıtratında. Allah Teâlâ, günah işleyip de, günahında ısrar edenlere, tevbe etmeyenlere gazabını gösteriyor. Tevbe edenlere, geri tekrar dönenlere, kendisine sığınanları bağışlayacağını Kur’an-ı Kerim’de, Allah Rasûlu’nun hadislerinde defalarca dile getiriyor. Zina yapsan bile umudunu kaybetmeden tekrar tekrar ayağa kalkacaksın. Ama şunu unutmayacaksın ki yaptığın iş hem toplumsal olarak, hem de bireysel olarak her yönden kesinlikle uygun bir şey değil. En önemlisi Allah Teâlâ’nın yasaklamış olduğu bir fiil. Bunun bilincinde olup, bir daha işlememeye gayret edip, yoluna devam edeceksin. Hiçbir şey seni bu yoldan alıkoyamayacak. Şeytanı, şeytanlaşmış insanları güldürmeyeceğiz. Cenneti, en önemlisi de Allah Teâlâ’nın cemalini görme şerefini, izzetini şeytanın bu basit oyunlarına kaptırmayacağız.

 Kardeşim! Yol zorlu, yol dumanlı ve puslu. Ama sende bir Fatih, bir asrın sahabesi olma potansiyelinin olduğunu unutma. Özüne(Allah’a) güvenip yola devam et. O zaman hiç kimse senin ayağını kaydıramaz. Bu yolun sonunda hiç kimseye ulaşamayabilirsin. Yaptığın emekler zahirde boşa gitmiş olabilir. Nice peygamberler geldi-salat selam onların üzerine olsun- kimseyi iman ettiremediler. Hiç ümmetleri olmadı.

 Allah Teâlâ yarın öldüğümüzde diyecek ki; “Ne getirdin bana?” Biz ümmet için, gençlik için uğraşanlar da diyeceğiz ki; “Ya Rabbi belki kimseyi namaz kılma konusunda veya başka konularda ikna edemedim. Ama Senin için yoruldum, aç kaldım. Tek getirdiğim bu.”

 Kardeşlerim! Allah Teâlâ’nın dinine yardım ettiğimiz zaman, Allah bize her konuda yardım edecek. Tek amacımız o olsun, tek hedefimiz o olsun.

Kurtuluş, Allah’a ve Rasûlu’ne sonsuz ittibadan geçer.

Salat ve selam Efendimiz’e, onun ashabına, Ehl-i Beytine olsun.

Velhamdülillâhi Rabbil Âlemin.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN