Yola Dair – Kurşunî Denemeler

1. Evet, belki geceye kapanmamak için bütün bu çabalar. Evet, senelerin içime attığı bir haykırış tarzı. Ve uykudan kaçabilmenin belki tek, yegâne uğraşı, bu saatte.             Nihayet elimde ağlayanım, nihayet elimde ağlama duvarım. Ve senden

Gençlik Menkıbesi

Kurtuluşa ne kadar yaklaştığımız sorusu.. Veya bu soru altında hayal ettiğimiz sonsuzluk çelişkisi.. Elbet kararlarımız bizleri bir yola sürüklüyor, Lakin bu kararlara erebilme sorusu.. Düşünme yetisiyle kendisini uygarlaşma yoluna zerk eden insanoğlunun en çok sıkıştığı,

Ahenkler İçinde

Hayattayız ve her geçen saniye zamanımız kısalıyor. Bilemediği deryalara açılmak istiyor bazılarımız, Bazılarımız sadece açılmayı hayal etmek istiyor. Felsefi düşünmeye çalışıyor bazılarımız hayattaki anlamı Bazılarımız ise gülüyor bu çabalamaları gördüğünde. Güneş bir güne daha tüm

Mutsuzluğu Ağırlamak

Yarınların gençliğiyiz her birimiz. Yarınların birer ebeveynleri, birer bireyleriyiz her yönüyle. Sonuçta bu yarına yolculukta, her geçen süreçte yeni bir gün ile devam etmekteyiz. Bazen bu günler bir kara yosunu gibi durgun bir halde(üzüntülü/depresif), bazense

Perdeyi Aralamak

Bir nefes daha alıyoruz değil mi farkına bile varamadan? Hakkını sormadan, onu sanki daha diğer nimetler gibi, köşe bucakta yatıveren bir toz birikintisi gibi görüyoruz. Sorunu da buydu zaten bu düşüşün, bu gafletin. Yani bunca

Uzay Çağında Cahiliye

Zaman kendi mefhûmunu bizlere sormaz kardeşim ve sormadığı gibi senden de sormanı beklemez. Senin farketmen lazım gelir, dahası şarttır da. Yüzyıllar süren bir ademoğlu serüveni var karşımızda. İçerisinde ne rüsvalıkların ne zaferlerin olduğu. Ve serüvenin

Vasiyet

“Bu benim vasiyetimdir. Canım anneciğim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ‘O açlıktan öldü…’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ‘Biz açız!..’ dediğimizi