İslam

Aynadaki Senlik

İlhan sarı saçlı, pembe yanaklı, küçük bir kızı uzaktan uzağa sever gibi onu seyretmeye durdu. Salonun içinde binlerce toz zerreciği yüzüyordu. Toz zerrecikleri salonun gölgede kalan kısmında sanki hiç yoktular. Yoksa gün ışığında kendilerini göstermek, var olduklarına inanmak, bir an için altın sarısına batarak parıldamak için mi böyle telaşla koşuşuyorlardı? Nereden kalkmışlardı kim bilir nereye konacaklardı?

(Mustafa Kutlu/Ya Tahammül Ya Sefer)

Yukarıda kendi varlığını kanıtlamaya çalışan toz zerreciği gibi insanların da var olduklarına inanmaları için bir başkasının görmesi mi gerekir? İnsanın kendi varlığını kanıtlayabilmesi için bir başkasının fark etmesine ihtiyacı olması ne garip değil mi? Kendi gördüklerimiz kanıt değil mi varlığımıza? Sorun ne biliyor musun kardeşim, varlığımızı Yaratıcı ile ilişkilendirmememiz. Yaratıcı ile ilişkilendirilmeyen hiçbir varoluşsal davranış kişiyi tatmin etmeyecek ve yaşamı boyunca Yaratıcı’nın vermiş olduğu değeri arayacaktır. Kişi bu değeri bulana kadar kimi zaman insanlara sığınacak kimi zaman da aynalarda gördüğü yalancı akislere aldanacaktır.

Bilindiği üzere bizim fizikî görüntümüzü en güzel gösteren şey aynadır. Aynalarda görürüz kendimizi. Aynalara bakarak ayırt ederiz güzelliğimizi veya çirkinliğimizi. Bir de ruhî güzelliğimiz vardır. Aynalarda göremeyiz, hatta aynalar engeldir görmeye. Çünkü bedenler özelleştikçe ruhlar zindan edildi, küçültüldü. Cahiliye devrinde bedenler toprağa gömülüyordu, şimdi ise fıtratlar parçalanmış, ruhlar gömülüyor. Yani kardeşim aynalarda aramayalım değerimizi, ruhu canlı tutacak, ruhun besin kaynağı olacak Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’den bakalım. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde her doğan İslam fıtratı üzere doğar demiştir. Kardeşim! Bu fıtratı korumak için Kur’an-ı Kerim’i okuyup, idrak edip, o yolda gitmeliyiz. Kur’an talebesi olmalıyız kardeşim! Önümüze hangi engel çıkarsa çıksın aklımızı ve gönlümüzü bu yola vermeliyiz. Nefsin engel olmasın sana. Aç elini ‘Ben geldim Rabbim, ben geldim; beni huzuruna kabul et’ de. Allah, inan ki aralayacaktır sonsuzluğun kapısını. Hatalarım çok deme! Bir ablamızın dediği gibi “İnsan lağıma da düşse değerlidir. Sadece temizleyecek bir yağmura ihtiyacı vardır.”. Nurullah Genç’in tabiriyle “Yağmurlar pisi temizlerken temizi muhafaza eder.” Bu sebepten de Peygamber Efendimiz’i (sav) insanlığın üzerine yağan yağmura benzetmiştir. Sen de nasibini al bu yağmurdan. Aç ve başla Kur’an okumaya ve aynı minvalde hayatına şekil vermeye.

Yarın deme kardeşim. Zaman akıyor, vakit geçiyor, hüznün çizdiği tüm çizgiler yerini farklı çizgilere bırakıyor, gece ve gündüz birbirini kovalıyor, kâinat kaçar gibi bir harekette. Bu döngü halkasında hareketsiz kalamayız. Biz Kur’an talebeleriyiz, adım atmalıyız. Bu yolda ilk azığımız insanı her vakitte yeniden dirilten namazımız olmalı. Allah’ın çağrısına kulak vermeliyiz, kaçıracak zamanımız yok.

Bir ramazan gününde küçük bir çocuk oruç tutmak istemiş. “Tamam, tut” demiş annesi. Bir süre sonra küçük çocuğu bir şeyler yerken görmüş,  ”Orucun kaçtı.” demiş. Çocuk kararlı bir edayla “Kaçamaz, ben orucumu direğe bağlamıştım” demiş. Şimdi biz ne küçüğüz, ne de yapacaklarımızı direğe bağlamak gibi bir ihtimalimiz var. Benim sana diyeceğim o ki kardeşim; namazlarına dikkat et. Namazlarına dikkat et ki huzura kavuşasın, namazlarına dikkat et ki Allah ile konuşasın, namazlarına dikkat et ki özüne kavuşasın, namazlarına dikkat et ki değeri sadece kendinde -özünde- arayasın. Değer verenin ise Allah olduğunu bilesin. Kendine dön ki Arş-ı âlâ’da değerin yankılansın.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN