İslam

Bir Kadeh Bir Meryem! Bar Taburesinden Şadırvan Gölgesine

Meryem sesime ses ver! Ordasın biliyorum gizleme kendini.
Biliyorum gece boyu ritmine bedenini bıraktığın müzik kafanda yankılanıyor.
Biliyorum gözünün önüne ruj izinin kaldığı o içki kadehindeki yansıman geliyor.
Biliyorum üzerinde hala sigara kokusunu bastırmış parfümünü hissediyorsun.

Ve biliyorum ciğerlerine 3 nefeste çektiğin o ot “ESRARengiz” bir şekilde uçurdu seni. Ayakların yerde değildi ama inerken aşağıya bu aşağılık hissi nedendi?
En büyük sorunun ailen olduğunu düşünürdün veya tek engelin onlar olduğunu. Hayatındaki tüm olumsuzluklar onlarla gidecekti. Zaten asıl sorun sureten var olmaları ya da hiç olmamaları idi. Haklısın, haklıydın Meryem peki şimdi onlar yok hayatında istediklerini yanında tutuyorsun işte. Peki neden içi boşalmış bir teneke kutusu gibi savruluyorsun? O hayatına aldığın değerliler neden bu kadar değersiz hissettiriyor artık seni?
Çünkü;
Sen birilerinin kulağına fısıldarken o özel kelimeleri, onlar başka şeyler duydu; ES-SEMİ başka şeyler!
Senin gözün kapalı dokundukların, başka şeyler gördü; EL-BASİR olan başka şeyler!

Kendini hangi kolun sardığını bilmezken, uyandığında tek bir şey hissettin. Belki karşında duran aynayı parçalasan görmezdin kendini. Derin/den utanmıştın ama artık sana bir isim yakışıyordu: İFFETSİZ!

Çünkü O MUZİLLİ; dilediğini zillete düşürendi. Ve sen istemiştin bunu. Bir süre sonra ne o aynanın ne de bakışlarının ruhuna tesiri kalmamıştı. Hep daha fazla haz duymak içindi ömründe dakikaların… Biliyorum.

Ama Meryem, sen de biliyorsun mutlu değilsin; ölmek istiyorsun, nefessiz kalmak istiyorsun. Bu satırları okurken gözlerinden yaşlar geldiğini de biliyorum ama KARDEŞİM bilmediğin bir şeyler var, veya unuttuğun.. Meleklerin bu işlerden çok incindi. Allah Rasulu çok daraldı. Allah çok gazaplandı. O yüzden mutlu olamazsın sen.

Diyorsun ya “Tatmadığım günah, dokunmadığım şey kalmadı…”; Ben de diyorum ki su bile tenindeki kokulara fayda vermezken temizleneceğin bir yer olmalı. Kendisi ile bataklığa çekenlere rağmen oradan çıkaracak, tutacağın bir el olmalı. Kulaklarınla duyduğun o sesleri, zihnine kazınan o anları unutturacak biri olmalı. Ve ben o yeri; O’nu biliyorum…

Sen de biliyorsun ki gecenin 3:00’ünde, şadırvanın yeşil ışığının gölgesindesin. “Bar taburesine benzemiyormuş şadırvanın taburesi” derken bir kedicik dolanır ayaklarına. Çantandaki sandviçten salamları ayırıp verirken ona, dolar gözlerin; dersin: “Nasıl olacak bu dönüş? Kabul edilir miyim.. Bunca şey varken merhamet edilir miyim?”

Meryem; O RAHMAN VE RAHİMDİR; susuzluk çeken bir köpeğe ayakkabısıyla su veren o günahkar kadını affettiği gibi biraz evvel acıkan bir kediye eliyle yiyecek veren o günahkar genç kızı da affedecektir. Hadi gel! Huzuru avazı çıktığı kadar bağırarak arasın yüreğimiz, biz nasıl olsa yere fısıldayacağız.

 


Sen Meryemsin işte, bak ne olursa olsun gönlü mabede bağlı Meryemsin. Sen Meryem olduğun gibi O;

Tevbeleri kabul eden ET-TEVVAB

Tevbe edenlerin günahlarını iki cihanda da örten ES-SETTAR

Affı bol olan EL-GAFUR, affeden EL-AFÜVV

Dilediğine izzet ve şeref veren EL-MUİZ, ER-RAFİ

Gel birlikte öğrenelim AHİR ZAMAN MERYEMİ olmayı. MERYEMCE yaşamayı. Çünkü biz Meryem gibi doğsak da Meryem gibi doyurulmadık. Ama Meryemce doğrulabilirizbize yeniden, yine başlamak yaraşır. Eşref-i mahlukat isek, lağıma da düşsek değerliyiz, yeter ki ‘hiçlik’ peşinde ömrün tamamını ‘heç’ etmeyelim. Altın nerede olsa altındır.

Semaların ve arzın mülkü Allah’ındır. Ve dönüş Allah’adır.(NUR 42) İlla ki döneceksin ona; İster sonsuz ve telafisi olmayan bir azapla Ebu Cehil gibi orada; ister büyük bir pişmanlıkla Hz. Vahşi gibi burada. Öyle bir Rab öyle bir din ki… Kendisine gerçekten dönenleri yükseltir vahşilik’ten, hazreti’liğe.

Ya pişmanlıkla burada yanacaksın, ya da cehennem narına dokunacaksın. Ümitsizlik girdabına girme. Allah Mahşer Günü o kadar çok insanı affedecek ki; kesinkes cehennemlik olduğunu bilen İblis bile: ” Yok artık bu adamı da affetti ise beni de affeder.” diyecek. Düşün, şeytanı ümitlendiren bir mağfiret. Var mı ötesi? Varsa öteler ötesi o da Rabbimizindir. Ayağa kalk Meryem!


Uzunca bir suskunluğu bozar sesin:

“Yanında aseton var mı? Elimdeki ojelerle girmek istemiyorum camiye…” tebessümle derim ben de:

“Evet ben zaten sürekli yanımda aseton taşırım! Hay Allah nasıl unuttum! Gelirken gördüm şuradaki boya malzemelerinin yanında tiner vardı.”


 

Beden abdestini su ile aldı ise, kalp abdestini gözyaşı ile alır. Ve en güzeli secdede bir hıçkırık sesidir. Şükürler olsun o sesi duyurana ve kuluna dokunana…

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

Bir Yorum

  1. 1

BİR YORUM YAZIN