İslam

Birlikte Birliğe

Kurtuluş Savaşı. Bir millet varoluş mücadelesi veriyor. Kıran kırana bir mücadele… Yediden yetmişe bütün millet ayakta. Kahramanlıklar yazılıyor. Hayır, hayır! Bütün kahramanlar omuz omuza küfrü vatandan def ediyor. Bütün saflar sımsıkı. Karınca dahi geçemiyor.

“Ölü askerleri vardı; 14, 15, 16 yaşlarında asker çocuklar. Tanrı sizi inandırsın ki gülüyorlardı! İlk defa o gün, kaybedeceğimizi hissettik..”

Bir İngiliz Subayın not defterinden…

Küçük bir kız çocuğu… Babasının yanında cephede… Vatan duygusunu göğsünde hisseden küçük bir kız çocuğu. Savaşa müdahil olmak için can atıyor, bütün kahramanlar gibi. Türk askerlerinin adımlarını geriye doğru görünce hiç çekinmeden atına biniyor ve dörtnala askerlerin önüne cesurca atlıyor:

“Ben babamın yanına şahadete gidiyorum. Siz nereye gidiyorsunuz?”

Haykırıyor göğsünde hissettiği vatanını. Bize haykırıyor: “Ayağa kalk ve savaş, geri gelme, cesur ol, adım at!”

Nezahat Onbaşı bahsettiğim küçük kız çocuğu. 12 yaşında onbaşı unvanı almış, Türkiye tarihinde İstiklal Madalyası’na layık görülen ilk kişi. Hangi madalya bu cesarete kafi gelir? Hangimiz bu kadar dik duruyoruz?

Dik durmak bir kenara, neden aynı safta duramıyoruz? Gün ayrılıkların değil benzerliklerin ön plana çıkarılma günüdür. Bu vatanı nasıl ayağa kalkarak kazandıysak tekrar ayağa kalkma günüdür.

Hep birlikte cennete..!

Resim: Anonim – Çanakkale

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN