5 Okurlar Yeni Dönemde Yine Sizlerle!

Okumanın önemini ne kadar anlatsak boş, harekete geçmedikten sonra… Okumayı düzenli, planlı hale getirebilmek için; motivasyonumuzu had safhada tutarak sürekli hale getirebilmek için 5 Okurlar Projesi‘ni sürdürmeye karar verdik. Kontenjanımız sınırlıdır. Başvurular arasından seçim yapılacaktır. Hemen

Gençlik Menkıbesi

Kurtuluşa ne kadar yaklaştığımız sorusu.. Veya bu soru altında hayal ettiğimiz sonsuzluk çelişkisi.. Elbet kararlarımız bizleri bir yola sürüklüyor, Lakin bu kararlara erebilme sorusu.. Düşünme yetisiyle kendisini uygarlaşma yoluna zerk eden insanoğlunun en çok sıkıştığı,

Yola Dair

Bağlanmak, daha doğrusu bağlılık; insanı körelten, amacı araç gibi gösteren, hedefi aslî karakterinden saptıran bir numaralı düşmandır. Burada altını ısrarla çizmek gerekir ki sevgili dostlar; hedefe, yani bizatihi hedefin kemmiyet yönüne olan bağlılık da insanı

Ahenkler İçinde

Hayattayız ve her geçen saniye zamanımız kısalıyor. Bilemediği deryalara açılmak istiyor bazılarımız, Bazılarımız sadece açılmayı hayal etmek istiyor. Felsefi düşünmeye çalışıyor bazılarımız hayattaki anlamı Bazılarımız ise gülüyor bu çabalamaları gördüğünde. Güneş bir güne daha tüm

Umuda Ağıt

Umuda ağıt kaybettiğimiz her şeye En başta cennet, bir gülümseyiş… Birkaç soru, bir sigara bazen. Tabi dişleri unutmamak lazım Bunların hepsinden Yani güzel olan her şeyden Güzel olan her “sen”den Allah’a sığınırım Sorgusuz suâlsiz Kaybetmekten

Küçük Gördüğümüz Büyük Hatalar

Nasıl geldik bu hale? Hangisi farkında ne kadar önemli bir adım attığının? Ne kadar önemli bir müessese kurduğunun? Hangisi farkında en büyük müesseseyi(aile) kurarken onu iğrenç bir şekilde kirlettiğinin? Hangisi farkında evliliğin en büyük cihad

Mutsuzluğu Ağırlamak

Yarınların gençliğiyiz her birimiz. Yarınların birer ebeveynleri, birer bireyleriyiz her yönüyle. Sonuçta bu yarına yolculukta, her geçen süreçte yeni bir gün ile devam etmekteyiz. Bazen bu günler bir kara yosunu gibi durgun bir halde(üzüntülü/depresif), bazense

Yitişler

Senin bu yitip gidişlerin hani… Bunları bir seyahate benzetmek en doğrusu, Hani şu yol kenarındaki elektrik direklerini saydıklarımız, Alçalıp yükselen tellerinin eşliğinde. Çünkü sen var oldukça ölen, Öldürdükçe daha çok var olansın. İleriye baktıkça denizler

Perdeyi Aralamak

Bir nefes daha alıyoruz değil mi farkına bile varamadan? Hakkını sormadan, onu sanki daha diğer nimetler gibi, köşe bucakta yatıveren bir toz birikintisi gibi görüyoruz. Sorunu da buydu zaten bu düşüşün, bu gafletin. Yani bunca

Hengâme

Kim nasıl derse desin ama, biz bir hengâmeye düşmüş durumdayız. Gökyüzü doğum sancısı yüklü bir kurşunî renkle kaplanınca, Yeryüzü arındırılınca taşıdığı bütün merhamet yüklü sevdalardan, Kibir bırakınca yerini kesif bir toprak kokusuna Ve gece, gözler

Felah

 Dağların, taşların feryadını duy!  Midemiz bulanıyor diyorlar  Ayağının tozuna kurban olurdum  Şimdi kaldıramıyorum, diyor bu yollar  Küfrü taklide düşen bedenler  Ve idrâktan uzak, mühürlü kalpler  Günahına beni ortak etme, der  Nerde, edep diye soran geceler 

Uzay Çağında Cahiliye

Zaman kendi mefhûmunu bizlere sormaz kardeşim ve sormadığı gibi senden de sormanı beklemez. Senin farketmen lazım gelir, dahası şarttır da. Yüzyıllar süren bir ademoğlu serüveni var karşımızda. İçerisinde ne rüsvalıkların ne zaferlerin olduğu. Ve serüvenin

Faiz Haramdır, İslam Hayattır

Şimdi, bir putu evinde yıkıyorum Duyun Müslümanlar, size sesleniyorum İsyan isyan diye haykırıyor bu bina İslam hayattır yazıp, onu susturuyorum! Alın teri namustur; namusunu kirletme Helal sana huzurdur; huzuru gücendirme Az olsun Hakk’tan olsun, fazlasına

Başarabiliriz

Hesap gününü düşünelim haydi. O dehşetli anı. Kim varsa istemediğin, hepsi burada senin aleyhinde konuşuyor. Affet diyorsun ama nafile, burda herkes hakkını almanın derdinde. Tam o esnada kendine kendin en büyük darbeyi vuruyorsun. Bu nasıl

Vasiyet

“Bu benim vasiyetimdir. Canım anneciğim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ‘O açlıktan öldü…’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ‘Biz açız!..’ dediğimizi

Dert ve Çare

Ben böyle dalgın, böyle unutkan Acep dünyada kalıcı mıyım? Sanki derdim bir kilit, beni mahpusa koyan Anahtar gibi derdim, kapısı nefsim olan Bahar geldi, dostlarla muhabbet ve bir bardak çay Ne olur anma onu, o

Mutluluk

Bitsin artık dediğimiz günlerden biri daha. Mutluluk sanırım yeterince uzak. Böylece onun hakkında en doğru yargılara varabilirim. Çünkü ona yakın olduğum zaman onun hakkında objektif yargılara varamayabilirim. Böylesine önemli bir eylem üzerinde varılabilecek en küçük