Bir maniniz yoksa misafir olabilir miyim?

İnsan… Büyük bir boşluk geliyor kullandığım bu kelimenin ardından. Aslında bu başlık altında böyle başlamak sanırım farklı olanıydı. Ben konuya insan kelimesinden girmiş olsamda ulaşacağım nokta; Ahlaklı İnsan. Şiirlerin tabiriyle edepli… Şiirden bahsedince insanın üzerine

Hayat Neydi … ???

İnsan olmak ve doğmak bir âleme . Her bir alem var her yürekte . Hissetmek ve düşünmenin boyutlarında  yol almaklık vardı . Ve insan öteleri arzulardı düşünme ve düşüyle. Çıkabilir miyiz acaba bu kavgalı mekandan,

KAR ÇİÇEĞİ

Sen, aradığın cesaretin tam da içindesin.                 Kelimelerime şöyle başlamak isterim; Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Bu cümlede rahmeti ve bereketi diyoruz ya, ben de sizlere ondan bahsedeceğim. Aslın ve asrın cesaretlenmesi için kağıda,

Doğu Türkistan’a

  Türkistan, uzakta kalmış Doğu. Bir zamanlar İslam Medeniyeti’nin beşiği olan Doğu. Şimdilerde ise zulmün sessiz kalınmış hâli. Burası neresi mi? Burası Doğu Türkistan, burası sesi kısıkların, sesi kıstırılmışların yurdu. Burada hayat hiç olmayacak kadar

Gölge Gibisin

Ey arkadaş! Gölgenin yerinde duramadığı gibisin. Uyan, bak güneş battı. Gece gözlerini açmak üzere sen hala gölgenin peşindesin. Bu yolun başlangıcında yerini bilseydin gölge gibi olmazdın. Bilirsin, saat ilerledikçe gölge noktası değişir. Sen de gölge

Hızırla Gelen Huzur

Hayalimin duvarına bir pencere açtım Oradan gökyüzünü seyrediyordum. Sevgi ve şefkatle örülmüş bir salıncak, Salıncağı tutan iki bulut. Birbirine mutlulukla bakan, Çarpışsalar şimşek değil Gökkuşağı oluşturacak iki bulut. Ve bir çocuk, Kıskandırır gözlerindeki mavilik gökyüzünü.

Şehitler Anısına

Ben bu mevsimi hiç sevmiyorum anne Yer soğuk, gök soğuk En çokta insanlar anne en çok da insanlar. Ben bu mevsimi hiç sevmiyorum anne Yerde yatıyor bedenim al bayrağa sarılmış Yerde yatıyor yiğidin, kara bulanmış.

KUDÜS İLE OL’MAK

Dert sahibi olmak Anlamak, anlamlandırmak ,açmak Yaşamak yaşatmak… Yol almak… Kudüs’ü anlamak Kudüs’ü açmak Kudüs’ü yaşamak Kudüs’e yol almak. Kudüs’e gönlünden yol almak… Kulakları ve gönülleri sağırlaşmamış olanlar bir çığlıkta duyar en çok da, yaşanmışlıkları.

SABIR

Sabır arapça kökenli bir kelimedir. Sözlük anlamı; yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi. Terim anlamı ise nefsi İslam’ın uygun gördüğü şekilde birtakım şeylerden uzak tutmak anlamında kullanılmaktadır. Sabretmek güzel

LÂL’E

Aynı gökyüzü, aynı yollarda yürümek Nasip borcunun imtihanı Nisyan taşıyan ruhumuz Etten kemikten Harun sıvası Dili suskun ejderhanın önünde Ateşin kokusunu duyduğumuz sahne Nefret duvarlarımızda sloganik cümleler varken bile Aynı laleyi sevmişiz seninle… Makyaj, pamuk

Temizlik İmandandır

   Kainat sürekli dolar ve boşalır. Ama her daim temizdir. Halbuki kainata benzeyen ve onun bir küçük nüshası olan nice fabrikalar ve evlerimiz temizlenmezse bir kaç gün içinde kirlenir, hayatımızı idame ettiremeyeceğimiz bir ortama dönüşür.

Düğüm

   Vicdan… İç muhasebesini yapabilen, bizi bizle, kendimizle yüzleştiren en adaletli his. Emin olalım ki kötülük yapılan her insanın içine, kapanması mümkün olmayan yaralar açılır. Peki bir insana hayatı boyunca boğazında düğüm olacak bir üzüntüyü

Yazarken Kalem Üşür Mü?

Yazarken kalem üşür mü? Yine titreyen ellerimle yazmaya çalışıyorum; Karalarcasına; Sanki, kimsenin okumasını istemezcesine… Yiğidim!! Yazmak-konuşmak mesuliyet ister! Bilmediğinin ardını kovalamak gibi kazmaya benzer yazmak. Gözde, kulakta ve gönülde sorumludur. Çok tehlikeli bazen kazmayı vuran

Günler Seneye Döndü

Hayat yorucu, yalancı güzellik, geldik neye yarar, Bin bir dert imiş hep hatalı karar, Aziz kıyamın hatırına verdik zarar, Günler seneye döndü, gönül O’nu arar. Seyyah-ı avare isen kanarım, Geçtiği yolu gül eyleyen Server’in yoluna

Gönlünü Sıcak Tut

Sadece soğuktan mı üşür insan. Dünyanın kirinden, yalanından, fâniliğinden üşünmez mi? Üşünür elbet! Gönül evimizdeki boşluk, Çabasız hayıflanmalarımız üşütür bizi. Aslında ne çok hayıflanıyoruz, emeksiz beklentilerimizden… Doğru! İstemek kadar kolay olmuyor, emek göstermek. Ama istemekten

Uyanmak

Düşünüyorum… Biraz önce uyandım ve hiç tatmadığım duyguları yaşıyorum. Unuttuğum şeyleri birer birer hatırlıyorum. Üzeri tozla kaplanmış bilgiler anımsıyorum. Okunmuş kitapları düşünüyorum. Unutulmuş amaçların nasıl dünyevileştiğini anlıyorum. Rabbimin beni nasıl koruduğunu görüyorum. Bir kere dost

Çöldeki Serap – Rahmete Açılan Kapı

Ümmet-i Muhammed olarak öyle bir haldeyiz ki belki de tarifi mümkün değil. Rabbimizin bize verdiği kadir ve kıymeti bilmiyoruz. Bu halden dolayı vicdanımız belki de sızlamıyor. Oysa ki Rabbimiz yüce kitabımız Kur’an-ı Azimüş-şan’da şöyle buyuruyor:

Elif Şiiri

Ben Elif’im, her şeyin başlangıcını çekerim. Küçücük boyum var ve ipince bedenim Ve daima inceden gelir güzel sesim. Bazen bir harfle, bazen yalnız gezerim. Ben Elif’im, sessiz sedasız, bir başıma. Kimseye yanaşmam, bir harfe bağlanmam.

İstikametsiz Taşkınlıklar

Kul olması gerektiğini kabullenmiş insanın bam teline dokunalım. Teli biraz gerip kendi vicdanlarımızdaki yankısını dinleyelim. Terakki etmemiz istenen sonsuz bir yol var önümüzde. Kısıtlı zamanda kazılması gereken bir makam; ama bu gaye-i hayalimize hep bir

Yetinememek ve Yenilik Arayışımız

Yeni mekan arayışı, yeni kıyafet arayışı, yeni arkadaşlar arayışı… Kısacası eskiyi terk etme düşüncesi bir hastalık gibi beyinlerimizde. Tüketim toplumu diyerek de lügate geçmiş. Aslında tüketim toplumu değil tükenen toplum daha doğru bir ifade. Yetinemeyen,