Bir Adım (,) Geçmiş

Bilir misin? Bizim ince çizgilerimiz vardı. Doğa gerçekten doğadandı. Gökyüzü maviydi, Su ise berrak Ve sudaki saflık Gökyüzündeki maviliktendi. Güneş doğudan doğar, Gece dolunay denize yansırdı. Sonra bir el puntoyu değiştirdi. “Çağ atladık” denildi. Dört

Çile Eri

Herkesin korkup bir kenara çekildiği günlerde kalemiyle, kelamıyla küfür yobazlarının karşısına çıkan mücahid. Yargılandığı Malatya hadisesinde mahkeme heyetine; Allah ve Resulü’nü müdafaa etmek suçsa üç ayaklı sehpayı getirin diyen adanmış adam. Yattığı hapishaneler, okuduğu okul

Aslında Kör ve Sağırsın

Yüzüne yansıyan güneşi göremiyorsun sabahın, Duyamıyorsun nakış nakış değen yüreğine notaları, Çocuklarının sesini duyamıyorsun Bakamıyorsun parlayan gözlerine onların. Duyamıyorsun seni bi’ yerden çıkaran eski dostunun arkadan seslenişini… Eli havada kaldığından habersizsin belki… Duyamıyorsun simitçilerin sesini,

Siyah Noktalar

Hemen hemen çoğu insanda bulunan siyah noktalar hem bizi hem de bize dışarıdan bakanları rahatsız etmektedir. Siyah noktalar çıkmaya başladığında eğer bir önlem almazsak zamanla hızla artabiliyor. Siyah noktaların giderilmesi ve yeniden çıkmaması için uğraşmak

Firavuncu Eğitime Karşı Musacı Eğitim

[Açıklama: Mevlana’nın, “Firavun da senin içinde Musa da… İstediğini seç…” demesinden esinle, Firavunu nefsin; Musa’yı vicdanın temsilcisi olarak kullandım aşağıdaki yazıda. Nefsi geliştiren ve baskınlığını artıran eğitim biçimi Firavuncu (modern eğitimde olduğu üzere), vicdanı geliştiren

Gül Yüzünü Güldürsek

Razıyım Ey Yar! Senden gelen bin bir türlü derde! Sessiz çığlıklarla sallayayım alemi! Hele dur! Kalk secdeden, aç ellerini semaya! Yüzersin aşk okyanusunda, çırpınmadan, Hissedersin dalgaları bedeninde, yanmaya gör! Zaman izafi! Sonra ışık hızını aşıp

İnsandan Rüyaya

İnsan ve Hissetmek Hayran olup şükretmek için, uzun uzun tefekkür edebilmek için fazla zahmete gerek yok. İnsanın kendisi bunun için kafidir. İnsan bir derya, kainatın sırrı onda. Şeyh Galib’e kulak verelim: “Hoşça bak zâtına kim

Temizlenmek

Maddi, manevi kirlerden arınmanın adıdır temizlik! Temizle, cilala, parlat her yeri ama önce yüreğini☺ Verilen armağanın mahcupluğudur temizlik! Salalar yükselirken minarelerde, delicesine temizlenmek, Temizlemek, ayırt etmeden sağı solu, Ötelere varmaktır temizlemek! Elinin ermediği yerlere ermektir

Karanlık Koridorlara Işık Tutmak

Evet… Burası dünya. Cehaletin ülkesine kurulmuş insanların ülkesi burası. Hayallerin hakikat zannıyla allanıp pullandığı, tek dertleri geçim sıkıntısı olan insanların yaşam sürmeye çalıştığı bir bataklık. Bataklık ki saplanıp kalmış insanlık oraya. Bir el, belki bir

Çocuğum Ben Daha.. Ey Kardeşim..!

Ne gelir çocuk desem aklına? Bir çocuk sesi duyunca ne işitir kulağın? Ya o ağlarken; sızlar mı yüreğin? Gülünce de çiçekler açar mı gönül pınarında? Devam etmeden önce okumaya; düşün biraz. Düşleyelim hep beraber. Bir

Para Mutluluğu Satın Alır mı?

Cennet dünyadadır ve çok para elde edersen dünyan cennet olur, şeklindeki aldatmacanın etkisinde bugün çoğu insan. Ve işin esası aldatandan daha az suçlu değil aldanan. Cennet dünyadadır ve çok para elde edersen dünyan cennet olur,

Mizan Kurulduğunda

Devrildikçe yıllar; kızmayı, küsmeyi kesersin, dile getirmek bile angarya olur kırılmışlıkları… Anlarsın Leyla’nın aslını, bir vehimden ibaret olan dünyayı!.. Yalnızlaşırsın, yalnızlaştıkça perdeleri kapatırsın, Yetmeyi öğrenirsin kendi kendine, Bilirsin artık herkesin idrakı ölçüsünde anladığını, yorumladığını hayatı,

Ateşe Sükûn’et’

Haykırmadan hayata bakmam, Sevmeden ayağa kalkmam, Sen sus, korkma savrulmaktan! Dinlesin terennümü cihan, Aldım selameti Hak’tan, Eğilmem, derdim devlet-i vatan, Adım at, sümbülüm solmadan! Düşünme çalış, açacaktır yolu sultan, Eller titriyor, gönüller volkan, Gelecektir haber,

İlle de Aşk Ateşi ile Yanmak İstiyorum Dersen…!

14 ŞUBAT bir çok ülkede ve tabi bizde de kutlanan sevgililer günü diye adlandırılan lakin kökeninin Roma Katolik kilisesinin inanışına dayanan Valentine günü veya bayramı olarak anılıyor hatta bazı ülkelerde saint Valentine Day denilmektedir. Demem

Yâd-ı Cemil

Ne zamana kadar sürecekti deve kuşu misali görmezden gelişlerimiz… Bir gecelik konma mekanımızla bağımızı ne kadar da kuvvetlendirmiştik.. Rabbimiz’le bağımızı ne kadar da çok zayıflatmıştık… Oysa o hiçbir zaman yalnız bırakmamıştı bizi. Hiçlik derelerinden alıp

Sohbet mi Dert Yanmak mı?

“Yaralarımdan başka bir şey sergilemedim. Boş yere kendimi ortaya dökmek delilikti.” demiş yazar Jean Cocteau. Hani derler ya dertler derya olmuş diye, bilmezler mi derya dalgalandıkça bulanıklaşır, karışır, yosunlar kopup gelir ardı sıra. O vakit

Bağlılık Nedir?

Fiziksel dünya zordur. “Gerçek” dünya. Herhangi bir şey için bir şeyler harcamak gerekir, bolca hem de. Küçük bir örnek vereyim. Birisiyle konuşmak için onun bir kaç metre yakınlarında olmalısınız. Yeterli mi peki? Hayır. Aynı zamanda

Gönül Bir Yangın Yeri

Ey Gönlüm; Bilirim ‘sen’dedir sırların sırrının anahtarı Peki nedendir bu kadar suskunluğa râm oluşun… Aşk közüyle yanmak dururken bir kadeh meyle sarhoş oluşun… Duymaz mısın ki çırpınışlarımı, çığlıklarımı Bir sesine susamış bedenim Âh’ını bekler…

Arkana Bakmadan Devam Edeceksin

Hayat bir mücadeleden ibaret. Her şeyi ile, her anı ile, her yönü ile bir savaş. Buna ne derseniz deyin; hak – batıl savaşı, iyi – kötü savaşı, doğru – yanlış savaşı… Mesele, ayakların kaymadan bu

Dilsiz Dost

Kalemle aramızda nasıl bir bağ varsa artık, birbirimizden hiç kopamıyoruz. Elimi hiç bırakmaz, her zaman yanımda olur. Aslında doğrusunu söylemek gerekirsek çok iyi bir dinleyicidir. Aaa neredeyse unutuyordum o yalnız değildir. Bir de onun bir