Gençlik

Çile Eri

Herkesin korkup bir kenara çekildiği günlerde kalemiyle, kelamıyla küfür yobazlarının karşısına çıkan mücahid.
Yargılandığı Malatya hadisesinde mahkeme heyetine; Allah ve Resulü’nü müdafaa etmek suçsa üç ayaklı sehpayı getirin diyen adanmış adam.
Yattığı hapishaneler, okuduğu okul sayısını geçen dava erine…

İnsanların, içtimai yahut ferdi olarak buhrana düşüp, geleceğe dair ümitlerinin tükendiği bir zamanda gidilecek yer ve yönü karıştıranların karşılarına geçip;

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden…

İşte iz geliniz!” diyerek insanları aslî hüviyetlerine, Hazreti Muhammed(aleyhisselam)’in davasına çağıran, içine düşülen bu buhrandan tek çıkış yolunun bu iz ve bu yolda olduğunu haykıran dava eri. Küfür yobazlarının, her türlü hakaret ve fiili davranışlarına sabrederek; bir nakkaşın; kumaşa ipliği ilmek ilmek işlediği gibi hikmet dolu sözleri kaleminden akan mürekkeple birlikte önündeki beyaz kağıda;

Sabır, incecik sırat;
Murat içinde murat.
Sabır Hakk’a tevekkül.
Sabır Hakk’a itimat.

dizesiyle nakleden, çekmiş olduğu bütün sıkıntıları, ona bu zulmü yapanları; Allah(azze ve celle)’a şekva edip, hakkını alacağı rûz-i mahşere kadar sabreden çile eri.
İnsanların zalimliğe meyledip, kimilerinin vicdan ve merhamet duygularını yitirip insanlık vasfından uzaklaşarak Kur’an-ı Kerim’deki “(Belhum adal), hayvandan aşağı” sınıfa doğru vur ha vur ilerlediğini gördüğü vakit, Reyis Bey’in ağzından: “Merhamet! İnsanlara merhameti öğretmek! İnsandaki kötülük iktidarını hohlaya hohlaya yumuşatmak! Merhamet! Hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuz iksir! Baş aşağı bir cemiyeti, başyukarı edecek bir kudret!” cümleleriyle kaybedilen duyguları yeniden ihya etme gayretiyle bir ömür mücadele edip, huzur içinde bir arada yaşamamızı ve yegane kurtuluşumuzu birbirimize karşı hoşgörülü ve merhametli oluşumuzda gören halk aydını.
Kimsenin yanında olmadığı, onu çıkmış olduğu bu mukaddes davayı haykırma noktasında yalnız bırakanları görünce mahzun bir şekilde seccadesine dönüp:

“Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!”

dizesini yazarak seccadesiyle dertleşir; yanar kavrulur yüreği. Yanında inandığı davayı omuz omuza verip de haykıracak birilerini bulamayınca Sakarya’nın kıyısında görürüz onu:

“Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!”

diyerek çaresizliğini dile getirir. Uzun süren hapishane süreçleri, davalar, maddi ve manevi sıkıntılar Üstad Necip Fazıl’ın pes edip bir köşeye çekilmesi şöyle dursun, onu daha da kamçılar tüm bu yaşadıkları kalemine güç katar.
Hayalindeki gençlik için hayatını bu işe adayan; yıkık bir binanın enkazının içinde kalan, paslı demirin çürüklüğüne ve cılızlığına denk, kokuşmaya yüz tutmuş; Batı Medeniyeti’ni taklit etmemizi çare olarak görenlere ve gençleri batı hayranı bir nesil olarak yetiştirme gayreti içerisinde olanlara karşı, kurtuluşun köklerimize sıkı sıkıya sarılmakta olduğunu düşünür ve seslenir gençlere hak ve hakikati haykıran bir hitabeyle:

“…tek cümleyle, Allah’ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O’ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik…”

Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.

Üstad Necip Fazıl’ın, hasretini çektiği gençlik belki var şimdi, o da ölümsüz eserleriyle yanımızda hâlâ. Ruhun şad olsun. 21. yüzyılın gönül eri, Yunus Emre’si, Yavuz Sultan Selim’in kılıcının kuvvetini, kaleminde hissettiren mücahid.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN