İslam

Derde Deva Olmak

“Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” [Hadis-i Şerif]

Hadis-i şerif yani Efendimiz’in (sav) mübarek dilinden dökülen cümleler.. Tabi kelimelerin sahibi O (sav) olunca öyle gelişigüzel sıralanmaz cümleler, her bir harfinde bir mana yüklüdür, her bir kelimesi nasihattir, uyarıdır, emirdir. Bu hadis-i şerifi bir kere okumanın yetmeyeceği kanaatindeyim. Defaatle okunup üzerinde uzunca tefekkür edilecek ehemmiyette. Hadis-i şerifte seslenilen güruh bizleriz. Yani ehli imanlar, müslümanlar.. Hadis-i şerifi Hucurat suresi 10. ayet-i kerimesiyle beraber okuyunca müslüman olmanın şüphesiz önemli sorumluluklarından birinin kardeşinin derdiyle dertlenmek, diğergam olmak olduğunu görüyoruz. Hadis-i şerifin bir diğer can alıcı noktası bu özelliğe sahip olmayan müslümanın ehli imandan, Peygamber (sav)’in izinden gidenlerden olmadığının, olamayacağının vurgulanmasıdır. Şimdi düşünelim. O mübarek ağızdan çıkan bu cümle hayatımızda ne kadar yer kaplıyor? İçimize sindirip, kuşanmış mıyız bu nasihati tüm hayatımızda? Yoksa kardeşimizin derdiyle dertlenmeyi ihtiyaç sahibi insanları gördüğümüzde cüzdanımızdaki bozuk paraları vererek vicdan rahatlatmak olduğunu mu sanıyoruz? Dertlenmek diyoruz kardeşler! Dertlenmek deva olmanın kapısıdır.. Dertlenmek derdi yüklenmek değil devaya yol açmaktır. Acılara da kardeş olmaktır.. Müslüman için dünyada yaşıyor olmak, üstelik bir de ahir zamanda yaşıyor olmak her gün bir acıya, bir feryada uyanmak, evlerde ve sokaklarda imanların kaybolmasına, haramların meşrulaşmasına, Allah’a itaatsizliğin had safhaya ulaşmasına şahit olmaktır.. Müslümanlara yapılan zulümlere şahit olmakla beraber müslümanların kendi nefslerine zulmetmelerine şahit olmak demektir ahir zamanda yaşamak. Allah (c.c) Hucurat suresi 10. ayette “Müminler kardeştir.” buyurmuştur. Müminin müminden başka dostu yoktur, mümin mümini anlar, mümin müminin derdine deva olur.. Öyle değil mi? Biz ne zamandan beri birbirimizi dinlemeyi unuttuk? Dinlemek, sana değer veriyorum çünkü sen benim kardeşimsin, demektir. Seni dinliyorum çünkü bu dünya hayatına ancak samimi bir kardeşlikle katlanılır, demektir… Eleştirip yargılamadan sadece dinleyip, kardeşinin içindeki birikmişlikleri biraz da olsa hafifletmek, dünya hayatının açtığı yaralara merhem olmak, az da olsa derdine deva olmaktır. Kendi dertlerimize o kadar çok dalmışız ki kafamızı kaldırıp etrafa bakmak aklımızın ucundan dahi geçmiyor. Oysa etrafta nice dertliler var yüreğine su serpilmesini bekleyen, yarasına merhem arayan.. Ebu Bekir (ra) misali “La tahzen innallahe meane” cümlesine susayan nice dert sahipleri var.. Madem öyle bizler neden bu hadis-i şerife nail olanlardan olmayalım? Derde deva olup, hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden, duyarsızlardan değil de diğergamlardan olmak için neyi bekliyoruz? Bismillah deyip çıkmalı yola. Allah’ın adıyla başlanan hangi yolda yalnız kalır insan? Kardeşlik için yola çıkıp, Allah’ın rızasını kazanmadan dönmemeye, bu hadis-i şerifi hayat düsturu yapmaya ve yaşadığımız kadar yaşatmak için çabalamaya var mıyız? Bu yolda yanımıza alacağımız azık da bu ayet olsun öyleyse;

Allah, iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. [Bakara,257]

Sadakallahulazim..

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN