Gençlik

Doğu Türkistan’a

  Türkistan, uzakta kalmış Doğu. Bir zamanlar İslam Medeniyeti’nin beşiği olan Doğu. Şimdilerde ise zulmün sessiz kalınmış hâli. Burası neresi mi? Burası Doğu Türkistan, burası sesi kısıkların, sesi kıstırılmışların yurdu. Burada hayat hiç olmayacak kadar çekilmez, burada hayat hayat olmaktan çıkıp kelimenin anlamını yitirdiği yer.

  Zulüm, şu kahrolası kelime inançlıların inançları uğruna çektikleri her türlü eziyet, her türlü cefa ve dünya bir zulm mahzeni hele bir de müslüman isen…
Diğer bütün müslüman coğrafyalarda olduğu gibi Doğu Türkistan’ımızda da duyduğumuzda kafamızı duvarlara vuracağımız zalimlik yapılıyor ama malesef duyamıyoruz bile, çünkü duyurtmuyorlar. Zalim her zamanki gibi zulmünü,zalimliğini yapıyor, lakin inananlar ne yapıyor HİÇBİR ŞEY…
Peki Doğu Türkistan’da neler oluyor ? En bariz açık örneği vermek istiyorum; “Selamun Aleyküm” demek yasak ve hapis sebebi. Sadece bunu söylemek bile durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Bir başka zulm; sakal bırakmak yasak ve hapis sebebi. Dediğim gibi bunlar en bariz örnekler ve dahası namaz kılmak yasak, oruç tutmak yasak, Kur’an okumak yasak bunları düşünebiliyor musunuz? Başka zaman olsa bir lokma ekmek vermeyecek olan bu zalimler Ramazan ayında zorla yemek yediriyorlar, bu nasıl bir vahşiliktir ?
Hafız kardeşimiz oradakilerin çoğunun küçüklükten hafız olarak yetiştirildiğini söylüyor, ama nasıl zor şartlarda olduğunu siz tahmin edin ve kendisi hafızlığını yaparken hocası ezberlerini daha kısa sürede yapmalarını söylemiş çünkü ‘şuan Kur’an bulabiliyoruz ama yarın bir gün bunu da bulamayabiliriz’ demiş ve şu anki durumu yukarıda da söylediğim gibi Kur’an okumak-bulundurmak yasak. Ve çok ama çok utanmamız gereken bir iğrençlik daha; ‘Kardeş aile politikası’ her müslüman Uygur’lu ailenin evine bir Çin’li aşalığı yerleştirmek. Arkadaşlar bu utanç olarak bize yeter. Oradaki ablalarımızı bir düşünün, kendinizi onların yerine koyun ne hissedersiniz, ne hissedilir??
Bitmiyor, saymakla tükenmiyor bu kahrolası zulm. İki üç kişinin bir araya gelip konuşmasının yasak olduğunu mu söylesem, evlerin kapılarının açık olduğunu ve zalimlerin istedikleri zaman baskın verebileceklerini mi söylesem, bunlar hikaye değil arkadaşlar yaşayanlar tarafından anlatılanlar ve bu anlatan kardeşlerimizin ülkelerinden çıktıktan sonra bir daha oradaki ailelerinden haber alamadıklarını, sağlar mı değiller mi, ne halde olduklarını bile bilmediklerinin bilincinde olalım.

  Bir nesil değil, bir tarih, bir din silinmeye çalışılıyor. Küçük yavrucakları Çin’li ailelere vererek benlikleri ve dinleri unutturulmaya çalışılıyor ve bunlar gözümüzün önünde 21.yüzyılda yaşanıyor. Sadece Doğu Türkistan’da değil, bildiğimiz gibi diğer İslam coğrafyalarında da böyle ama sadece biliyoruz, bilip geçiyoruz.
Hep Birlikte Uyumaya devam.
(Hayırlı değil) Hayırsız uykular…
Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN