Gençlik

Firavuncu Eğitime Karşı Musacı Eğitim

[Açıklama: Mevlana’nın, “Firavun da senin içinde Musa da… İstediğini seç…” demesinden esinle, Firavunu nefsin; Musa’yı vicdanın temsilcisi olarak kullandım aşağıdaki yazıda. Nefsi geliştiren ve baskınlığını artıran eğitim biçimi Firavuncu (modern eğitimde olduğu üzere), vicdanı geliştiren ve baskınlığını artıran eğitim biçimi ise Musacı oluyor (İslam eğitim anlayışı)].

İnsanın pek çok meselesi ve derdi vardır: Geçim, güvenlik, sevgi ve maneviyat, güç ve itibar, kendini gerçekleştirme türü olarak ortaya çıkan meseleler ve dertlerdir bunlar. Bu ihtiyaçlara öncelik vermek, insandan insana değişir; fakat insansak, bunlara ilgisiz kalamayız. Bu psikolojik altyapımız olmasaydı, devlet kavramına lüzum olmazdı. Çünkü güç ve itibar için (mesela kavgaların bastırılması için) devlete ihtiyaç duyan herhangi bir anlaşmazlığımız olmazdı.

O yüzden, insanla ilgili hesapları olanlar bu gerçeği bilmeli ve örneğin, geçim sorununu çözmekle insanlığın bütün problemlerinin çözüleceği yaygın düşüncesinin bir yanılgı olduğunu anlamalılar. Burada sözünü ettiğimiz tüm insani dertlere topyekûn deva olunsun dense de, bunun oluru yoktur veya bu şekilde ancak insanlığın sonuna gidilir. Ve gözüktüğü kadarıyla, öbür dünyada bile ancak insanın ruhsal yapısında yapılacak kimi değişikliklerle (kalplerden kini almak gibi) uyumlu ve çatışmasız bir sosyal düzen kurulabilecektir.

Burada çaresiz miyiz? Değiliz elbet. Şu bilinmeli ki, insan psikolojisinde nefsani olan büyük yer kaplar ve yukarıda sözünü ettiğimiz ihtiyaçlara bugün büyük ölçüde nefsaniyet karışmıştır ve nefsin istediği ve üretmeye çalıştığı insan ise bir Firavundur (bugün modern eğitim nefse bu konuda tam destek vermektedir). Firavun insan, arzular ve arzuladığının saçmalığı/sorun çıkarıcılığı kendine gösterilse bile bu şeyi arzulamaktan ve onun için savaşmaktan vazgeçmez. Bu sebeple gereken, en başta eğitim ile çocuğa müdahale etmek ve onun içinden Firavunu değil Musa’yı dışarı çıkartmaktır. Ama belaya uğramak istisna, Firavuncu bir eğitimden geçmişse kişi, hep Firavunluk yapacak, sorun çıkartacaktır.

Böylece burada, genel bağlamda eğitimin ve özelde Musacı bir eğitim anlayışının önemi ortaya çıkmış oluyor. Demek ki eğitimde Musacı model benimsenmeli. Ama buna ek olarak, çocuğun içinde büyüyeceği sosyal ortamı da Musacı yapmalı, yoksa gene iyi sonuç almak zorlaşır. Tabi burada görev, en başta toplumu idare edenlere düşüyor elbette.

 

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

Bir Yorum

  1. 1

    >Yazara katılmıyorum,bu görev toplumu idare edenlere değil, en başta kişinin kendisine düşüyor. Bize gereken herkesin önce kendi nefsinin tezkiyesi ile meşgul olmasıdır. Kendi yolunu aydınlatmayan, ayağının ucunu dahi göremeyen başkasına rehberlik yapamaz. Bu konuda toplumun idarecileri ön planda görmek yanlıştır. Birey kendi tezkiyesi ile birlikte çevresinde ki insanlara hakikati giden yolu tarif etmekle işe başlamalıdır. Bu edebiyat, sanat ya da bilim alanında olabilir. Yeter ki çevremizde ki insanlara doğru bakışı gösterebilelim, eğitim konusunda >>>Bediüzzaman Said Nursi(k.s) Asa-yı Musa Risalesi/6. Meselede şöyle bahseder;
    “Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. “Bize Hâlıkımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar” dediler.
    Ben dedim:
    Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Hâlıkı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.
    Meselâ, nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir. Öyle de, küre-i arz eczahanesinde bulunan dört yüz bin çeşit nebatat ve hayvanat kavanozlarındaki zîhayat macunlar ve tiryaklar cihetiyle bu çarşıdaki eczahaneden ne derece ziyade mükemmel ve büyük olması nisbetinde, okuduğunuz fenn-i tıb mikyasıyla, küre-i arz eczahane-i kübrasının eczacısı olan Hakîm-i Zülcelâli, hatta kör gözlere de gösterir, tanıttırır. ” <<Der ve devam ederek örnekleri çoğaltır. Her eğitim aslında Hakkı tanıtır çünkü onun eseridir, yeter ki kişiye nasıl bakacağı gösterilsin. Ego yada “Ene” yani benlik duygusu Sözler risalesinde 30.söz de çok güzel işlenmiştir ki kişi “ene” ile yani benlik duygusuyla Rabbini nasıl tanır anlatılmıştır.
    >Mesele kişilere hakikatleri ulaştırmaktır. Kişinin dünyaya baktığı pencereyi güzelleştirmektedir, işte ancak o zaman Firavunların sarayında Musa’lar yetişir. Halen aklını yitirmemiş olanlar İslamın saflarına katılır. Küfür için öğrendiğini Hak için kullanır. Ki geçmişe bakılsa bataklık denilecek yerlerden pencerelerinin güzelleşmesi ile çıkıp, İslam ile şereflenip, Süleyman’ın nazarını almış Hüdhüd misali bu millete hizmet edenler olduğu pekala görülebilir. Yenileri için ise Kur’an ve Sünneti rehber edinmek,hakikatlere sarılmak, zahiri ve batini ilimleri ehlinden tahsil etmekle mümkündür. Sefer bizden zafer Allah azze ve celle’den.

BİR YORUM YAZIN