• Sinelere sinen duyguların şerrinden kalbimizi nasıl koruyacağız? • Nasıl ,ne kadar ve kime sığınacağız? • Kaçmayı mı alışkanlık edeceğiz sığınmayı şahsi yeti haline mi getireceğiz? • Yoksa hepsinin gönlü olsun diye biraz ondan biraz bundan bir düzen devşirip nazargah-ı ilahimizi sahibinden mahrum mu bırakacağız? قَ لَف ْ لا ِ بَرِب ُ ذوُعَا ْ لُقِ ۙ ۙ • Tüm bu sorularımıza surelerimiz “De ki” ifadesiyle bir cevap niteliği taşıyor. Devamında ise sakınma ifadeleri yer alıyor. • Peki sakınma nelerden, nasıl ve ne kadar olmalıdır? • Sakınma, özünde, sözünde, kalıbında tevhid olmayan yani Allah’ın gayrsında olan her şeyden sakınmaktır. Buradaki çemberin…
Derslerimizin bu haftaki durağı, Kur'an'ın en kısa ama en sarsıcı manifestosu Asr Suresi idi. İnsanın varoluşsal serüvenini "Zaman ve İnsanın Kozmik Denklemi" üzerinden okuduk. Heybemizde kalan notlar ve çağımıza dair çıkarımlarımız: 1. Zamanın Mutlaklığı ve Hüsran Asr, sadece ikindi vakti değil; insanın üzerinde aktığı mutlak varoluş platformudur. Denklem açıktır: İnsan zamanın içinde eriyen bir varlıktır ve varsayılan sonucu “Hüsran”dır. Hüsran nedir? Potansiyelin israfıdır. Sınırlı dünyevi zamandan, sınırsız bir sonuç (Rıza/Cennet) çıkaramamak; “Cennet yerine cinnet” üretmektir. 2. “Defolu” Değil, “Arızalı” Mal Üretmemek Eğer insan, elindeki cevheri (ömrü) doğru işlemezse, ortaya çıkan ürün “defolu” değil, işlevini yitirmiş “arızalı mal” olur. Allah defolu…
اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ · Tekasürün (çokluğun) bizi nasıl oyaladığı, meşgul ve işgal ettiği; işimize, sözümüze, özümüze nasıl ve ne kadar bulaştığını inceliyoruz. · Tekasür kavramı bir şeye hakkı olmadan kattıkça katmak, olay, durum ya da kişileri köpürtmek, o sözün ve duygunun mahremiyetini korumamak anlamlarına gelir. · Kavram yalnızca mal ve mülk ile ilgilenmez. Kişinin sözündeki, bakışındaki, amellerindeki çokluğu, köpürtmeyi de kuşatır· Aksi halde sure yalnızca belirli bir kesime inmiş olurdu. · Bu nedenle hepimizin kendi yaşantısında neleri köpürttüğü, ne kadar adil olduğu, nelere hükmedebildiği ya da nelerin hükümranlığına girdiğini düşünmesi gerekir. · Zira ayette geçtiği gibi bu köpürtme ve çokluk insanı oyalar.…
· İnşirah suresinde Rabbinin nimetlerini hadise haline getir canlı tut ve can ol emrinden sonra bu niyetle koşturmalarımıza nefes nefese kalışlarımıza yemin ediliyor. · Çaba tek yönlü olmadığı gibi müslümanın koşturmacası mesaisi ve stratejisi kadar kafirin de koşturmacası nefes nefese kalışı ve zihin mesaisi var.· İlk 5 ayette 5 farklı sıfatın da taşıyıcıları bu nedenle belirtilmemiş. Aynı sıfatlar hem müslümanlar hem de kafirler için geçerli. وَالْعَـادِيَاتِ ضَبْـحاًۙ · Sureye adını veren ve anlamı, nefes nefese koşturanlar olan “Adiyat” kelimesi kafirler ve müslümanlar için aynı sıfat olarak kullanılsa da farklı özlere sahiptir. · Kafirler için nefes nefese koşu; at gibi yorulduğunu…
• Vahiy sürecinin ilk dersleriyle tanışmaya devam ediyoruz. Duha suresinde inşirah suresine bir hazırlık vardı. “Biz seni nasıl bulduysak derledik” emanından “seni ferahlatmadık mı” ifadesine geçiş yapıyoruz. • Ruhta ve sadırda işlem yapılması demektir inşirah; insanın ruhunu, kalbini, dimağını Kur’an bende işlem yapsın diye açmaktır. Elindeki vahyi devşirmesi, onun hayat vermesine alan açmaktır. • Gönül ferahlığına orada işlem yapılmadan erişilmez. İnşirahın baki kalması için tahtının da sağlam olması gerekir. • Peki bu işlemler ne ola ki bizlerin gönül diyarlarında bir ferahlığa kapı aralayacak? • İnşirah en başta bizleri yöntemsizlik krizinden kurtararak işlerimizin, hareketlerimizin “islamca” olmasını aşılar. Hareketin “İslamca” olmayacaksa hareket…





