Gençlik

Gençlerin Sosyal Medya Macerası

Günümüzde sosyal medyanın hayatımızın hemen hemen her yerinde bulunması, teknolojinin hızla gelişmesi, iletişimin anlık oluşu, paylaşımların saniyelik işlediği bir yüzyılda gençlerin hatta çocukların bir çok sebepten ötürü facebook, twitter vb. hesaplarının olduğu hepimizin malumu. Bir çok ebeveynin “hadi oğlum kalk artık şu bilgisayarın başından”, “bırak şu telefonu da gel bizimle sohbete katıl” gibi sitemlerine hepimiz şahit olmuşuzdur. Sosyal medyanın doğal sonucu olarak gençlerimizin ailesinden uzaklaşmasını ve kendi kontrolü dışına çıkmasını gösterebiliriz.

Gençlerimiz sevmediği hatta nefret ettiği özelliklerini örterek, kendine bir rol model bulup hiç alakası olmadığı halde kendisine benzemeyen profiller açıp hem kendini hem de sözüm ona sosyal arkadaşlarını bu yapay gerçekliğe inandırıyor.

Peki Ey Müslüman Genç Kardeşim;

Her gün alemlerin Rabbi olan Allah’a ‘Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet’(1) diyerek hitam bulan namazlarında kalbinden ve aklından geçen dünyevi arzu ve hayaller gibi bir yanlışlık var. Bedenin kıyamda, rükûda, secdede Sırat-ı Müstakim’de lâkin ruhun ve fikriyatın bu doğrultudan kat be kat uzaklarda. Dünyanın fâni olduğu ve yalnızca bir tarla olduğunu nasıl da unuttun? Dünyevi arzularımızı Cenab-ı Hakk’ın emirlerine nasıl da perde çektin, âmâ oldun? Evet bu konuyu biraz daha açalım.

Şan ve şöhret kulağa ne de hoş geliyor değil mi? Genç kardeşlerimin bu aldatıcı tuzağa düşmeleri, sırf birkaç takipçiye sahip olabilmek için nice edepsizlik yapmaları ve hatta kendilerini feda etmeleri toplumumuzu derinden yaralıyor. Risale-i Nur’da şöyle ifade ediliyor:

“…acib bir riyakarlık olan şöhretperestlik ve cazibedar bir hodfuruşluk olan tarihlere şaşaalı geçmek ve insanlara iyi görünmek ise, Nur’un bir esası ve mesleği olan ihlâsa zıddır ve münafidir.” (2)

Aksiyon sahibi Genç kardeşim! Allah dilediğini yüceltir ve muzaffer kılar. Şeytanın şöhret tuzağına düşersen binler hatta milyonlar seni kabul etse, seni bilse, etrafında toplansa boştur. Tanınan niceleri bu yola çıkmış ve helak olmuştur. Bu meseleler nefsi müdafaa için tevil kaldırmaz kardeşim. Bu mesele ağırdır, Allah esirgesin.

Romantik İslamcılık ve dindar eş bulmaya çalışan ve kendince yöntemler geliştiren, camide çekilmiş nişan fotoğraflarının altına ‘ben de istiyorum’ diye yorum atan, sosyal medyada ‘çarşaflı, hoca’ diye profil edinen ve ‘karşı cins eklemesin’ diye de not düşen, tesettürsüz kardeşlerimizi eleştirip akabinde pervane olan, uygulamadığı ayetleri, hadisleri gruplarda paylaşan kardeşim bi bakar mısın?

Gençliğin dilinden düşmeyen Hz. Meryem’ler ve Hz. Yusuf’lar bu duruma ne derdi?

Hz Meryem’i örnek alan, onun gibi yaşamayı yeğleyen genç hanım kardeşim!

Peki söyler misin namahrem olan bir erkeğe mesaj atarken maksadın neydi? Profil fotoğrafı mı etkiledi bu kadar seni? Hz. Meryem gibi eş arayan erkek kardeşim namahrem bir hanımın fotoğrafı altına yorum atarken ne düşündün? İleride eşinin yabancı bir erkekten böyle bir mesaj alışı çok mu ağır gelirdi? Ama sen nasıl atabildin başkasının kızına, eşine. Atladığın bir şey var kardeşim: Zinanın tanımı kişiye ve duruma göre değişiklik göstermiyor.

Kardeşim; Allah’tan kork ve Sırat-ı Müstakim’den ayrılma. Bu yolda emin ve sabit kalmak için çokça dua edelim inşallah.

Konuyu özet mahiyetinde olan Üstad Bediüzzaman’ın sözleriyle bitiriyorum:

“Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir.

Bâki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir.

İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkezâ şedid hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir.

O hissiyatı şiddetli bir surette fâni umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatlarını vermek demektir.”(3)

 

(1) Fatiha Suresi, 1/6
(2) Bediüzzaman Said Nursi, Tarihçe-i Hayatı, s.511
(3) Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, s.33

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN