5 Okurlar, Gençlik

Hengâme

Kim nasıl derse desin ama, biz bir hengâmeye düşmüş durumdayız.
Gökyüzü doğum sancısı yüklü bir kurşunî renkle kaplanınca,
Yeryüzü arındırılınca taşıdığı bütün merhamet yüklü sevdalardan,
Kibir bırakınca yerini kesif bir toprak kokusuna
Ve gece, gözler önüne serdiği zaman bütün devirsiz, emsalsiz yalnızlıkları,
(işte o gün) gelen gideni aratır hesabından hareketle diyebiliriz ki;
Yerini daha büyüğüne terk edecek bir hengâmenin içindeyiz biz şimdi.
Ölüm… Geçen her an ile beraber, elle yuvarlayarak büyüttüğümüz bir kartopu misali…
Yahut doğanın yeryüzünden intikamını alır gibi gelen ağustos sıcaklarında, ağzımızı dayadığımız bir musluk gibi, abideleşen bir hal almaktadır.
Ölüm ancak bu kadar ölüm olabilirdi.
Diğer hiçbir aralanıştan emin olamadığımız o zamanda, ölebilmek ne kadar büyük ikramdır azizim!

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN