İslam

Karanlıktan Aydınlığa mı?

   Devletlerin, ideolojilerin, akımların, kitlelerin vs yapmak istedikleri şey neydi? Geçmişten beri amaç, dünden daha iyi olmaktı elbette. Daha iyi olmak adına her şeyi bir kenara koyup yolumuza baktırdılar. Karanlıktan aydınlığa ulaşmakmış amaç.

    Peki karanlık olan dün müydü acaba? Kötü olan geçmiş miydi ki iyi olmak için geçmişten ayrılmamız istendi? Günümüzdeki halimize bakınca, elbette iyi şeyler de oluyor, ama bunun böyle olmadığını anlamamız gerekir. Geçmiş, hatalardan ders almamız için varmış. Öyle olması gereken durumlar da var elbet. Ama bu bize geçmişimizin hatalardan ibaret olduğunu düşündürmemeli. Bugün bu düşünce yapısına sahip olana kadarki olgunlaşma sürecimiz geçmişle birlikte oluşmuştur. Düşünce yapımız derken “daha iyi olma” çabamızdan bahsediyorum. Evet, bu iyi. Ama daha iyi olabilmek adına geçmişten ayrılma gayretimiz, bu kötü. Belki geçmiş, şimdi iyi olmak için çırpındığımız konularda bizden daha iyidir. Konuyu biraz daha özele indirmemiz gerekirse, ki gerekir, İslam diyorum! Ve bu yazımda İslam’la birlikte ilim/bilim kavramlarını konuşmak istiyorum. “İslam’da bilim” demeyelim de “bilimde İslam” diyelim mi? Bilim tüm insanlığı ilgilendiriyor, en azından herkes bir miktar ilgilenmek zorunda, ama İslam farkındalığı biraz daha özel bir şey. Oysa tüm insanlığa gelmişti, fakat konumuz bu değil.

   Bilimin gelişim sürecinde İslam dininin yerine bakacak olursak bize nedense(!) hiç anlatılmayan 1200’lü yıllara dönmemiz gerekecek. Ama dedim ya anlatılmadığı için dönemiyoruz tabi, karanlık ya! Dinle bilimi bi’ özdeşleştiremedik çünkü. Ben hatırlıyorum hep din ile bilimi yan yana yazar birinin yanına aşağı doğru ok işareti, diğerinin yanına yukarı doğru ok işareti koyardık. Kilise bilimi istememiş çünkü, foyası ortaya çıkacak diye. Ama ‘kilise’ hani, karıştırmayın. Kilisenin bilimle anlaşamadığı dönemde Nietzsche karşı çıkmış kodlarına yanlış gelen bu zıtlaşmaya; aslında tam aksiyon adamıymış Üstad’ın ifadesiyle. Ama ne yazık ki İslam’la müşerref olamamış. Oysa tanışmış olsaydı eminim aradığını bulacaktı. Neyse, gelelim kilisenin karşı çıktığı bilime. Kilisenin bilimle zıtlaştığı daha anlaşılmamış bile, İslam’ın bilimle altın çağını yaşadığı dönemde. Yazık çok uzun sürmemiş ama büyük işler yapmışlar tâbi. Ama bize anlatılmadı o karanlık günler, endişelenebiliriz.

1200’lü yıllar bizim ilim adamlarımızın, şu an konuşunca dinden çıkarız korkusuyla konuşamadığımız evrimin hakkından geldiği, daha nicelerini hallettikleri dönemler… Sonra biz aydınlanmış olacağız ki, bir bilim insanı alanı dışına çıkıp İslam’dan konuşmaya başladığında ya da bunun tam tersi olduğunda “olmaz herkes işine baksın” diyoruz, karanlık dediğimiz o çağlarda bir bilim adamının aynı zamanda İslam düşünürü olduğunu bilmeden. Ama ne yapalım, aydınlanmışız bir kere! Şöyle düşünün ki matematiği çok iyi bilen bir alim, ikindinin vaktini bulabilmek için trigonometriyi buluyor. Kim bu? Battanî. Nereden bilelim karanlık oralar bize? Bir astronot düşünün Kur’an’dan ilmine ışık tutuyor, bir biyolog düşünün biyoloji gözüyle Kur’an’ın tefsirini yapıyor. Düşünebiliyor musunuz? Cevabınız ‘evet’ ise biraz geriye gidebilmişiz; ne mutlu bize! Geriye gittiğimiz için sevindik bakın, olabiliyormuş. Olmalı, çünkü Kur’an kâinat kitabıdır, hayat kitabıdır. Her okuyan O’nda kendinden bir şeyler bulacaktır. Ayetler, hadisler bunu haykırır. Bilim bil kökünden gelir, Türkçe’dir. İlim de bil kökünden gelir, Arapça’dır. Bilim adamıyla âlim aynı kişidir, başarabilirse. İşte o altın çağda aynı kişiymiş. Ama aslolan ‘Allah için bilmek’ olduğundan âlim daha makbuldür. Oysa şimdi bırakın farklı alanların birlikte anılmasını, bir alanın içinde bile branşlaşma var. Herkes işine bakacakmış. Ben de onu diyorum zaten. Ama müslümanın asıl işi kulluktur ve bunu daha iyi yapabilmesi için öğrendiği her şeyi Allah için öğrenir. Bunu da İslam’la harmanlar ve insanlığın hizmetine sunar. Tıpkı İslam ve bilimin yani ilimin altın çağında olduğu gibi.

Aydınlanmak için geleceği beklemeyelim geçmişten ders çıkaralım. Belki ışığı geçmişizdir.

Hakk’la kalın.

Resim: pearls-in-islam (Kabud Camii – Tebriz)

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN