Gençlik

Kinizm ve Uygarlık

Kinikler, uygarlığı hor gören kimselerdir. Uygarlığın insanları ikiyüzlüleştirdiği, insanlar arası ilişkilerde yapaylığa yol açtığı, ihtiyaçları çoğaltarak özgürlüğü azalttığı düşüncesindedirler. En çok da özgürlük konusu üzerinde durmuşlardır ve özgürlükten taviz vermeyi zül sayarlar. Öyle ki Diogenes, bir fıçının içinde yaşamıştır ve bir çocuğun eliyle çeşmeden su içtiğini görünce, fazladan bir eşyam varmış, diyerek elindeki maşrapayı kaldırıp atmıştır. Maşrapadan kurtulunca, daha özgür olmuştur kendi felsefesine göre.  

Oysa uygarlık, özgürlüğün eşya ile arttığını savunur. Buna göre, teknolojik araçlar yaşamımızı kolaylaştırır, uzun zamanda yapılacak şeylerin kısa zamanda yapılmasını sağlayarak bize boş zaman sağlarlar. Ayrıca daha az güçle daha çok işin hallolmasına yardımcı olurlar.   

Bu faydalardan ikisine sözüm yoksa bile, boş zaman konusunda bir şeyler söyleyeceğim. Evet, teknolojik araçlar bize boş zaman sağladılar, peki biz bu boş zamanlarımızda neler yapıyoruz? Kimimiz anlamsız filmler ve diziler izliyor, kimimiz bilgisayarla veya cep telefonuyla meşgul oluyor, kimimiz bulmaca çözüyor, kimimiz saçma sapan kitaplar okuyor vs. Bir de, boş zaman kökenli rahatın insana batması, insanın kendine problemler yaratması, bela peşinde koşması olayı var, ki bir yazıda bir Kızılderilinin, kendi kabilesiyle ilgili olarak, sıkıntılı dönemlerden sonra gelen bir rahatlık döneminde nasıl soydaşlarının eski defterleri açıp birbirleriyle kanlı bıçaklı olduğuna ilişki anlattıklarını hatırlıyorum. Günümüzdeki kültür savaşları, buna benzer bir durumu ifade ediyor sanırım.  

Kiniklere geri dönersem; bunlar aşırı bir tutumun temsilcileri olarak gözüküyor şimdi bana. Artık onların öğütlerinden, sadece ihtiyaçları azaltarak özgürlüğü artırmak şeklinde olanı bana tutulası gözüküyor. İkiyüzlülük ve yapay ilişkiler de istenesi değil elbet. Ama bunu uygarlığa bağlamak doğru olmaz. Ya da bu, maddeci bir uygarlıkta ortaya çıkan bir durumdur ve şimdikinin tersine, maneviyatı esas alan bir uygarlıkta, bu çirkinlikler bulunmayacaktır.  

Ama maneviyat uygarlığı, maddeyi kaldırıp atmak olarak anlaşılmasın. Bir defa, hayatını sürdürebilmek için gerekli şeyler vardır ve üretilmelidir. Sorun, üretim ve ticaretin kontrolünün bir grubun eline geçmesi, bunların onlar için güç getirecek büyük bir para kaynağına dönüşmesi, paranın üstünlük ölçüsü halini almasıdır. Burada mülkün, varlığını sürdürme aracı olmaktan çıkarılıp, güç aracına dönüştürülmesi olayından bahsediyorum ki karşı çıkılması gereken de budur.

Ayrıca, toplumun gücü ve zamanının, fakirlik ve savunma problemini çözecek şekilde ekonomik bağımsızlığı sağlamak için kullanılacak yerde, başta çocuklar ve kadınlar için gereksiz tüketim malları üretilmesinde ve lüks yolunda kullanılması da yanlıştır.

O yüzden şimdi, madde merkezli ve maddeden güç devşirme anlayışındakilerin kontrolündeki günümüz dünya sistemine karşıyım. Bu, kapitalist bir sistemdir. Bu sistemde, piyasanın kendi kendisini düzenleyeceği iddia ediliyor. Oladuran krizler bunu yalanlasa da, daha temelde bu sistemde, egemen grup dışındakiler zaten krizlere esirdir. Onun için yapılması gereken, piyasaya müdahale etmek, sistemin nimetlerini herkes arasında adaletle bölüştürmek olmalıdır. Sistemin efendilerinin anladığı adalet biçimiyle değil elbet. Ki buna göre âdil olan paylaşım, 1000 bana 1 sanadır.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN