Gençlik

Meyve Suyu

Yediden yetmişe her insanın çıkarttığı bir sestir, meyve suyu kutusunun sonunda kalan, bir yudum meyve suyunun sesi.

O bir yudum meyve suyunun:
‘Artık çekme beni, bittim anlamıyor musun?’ feryatları.
Her yaradılan mahlûkatta var mıdır; bilmem bu tükenmişlik, artık yeter feryatları?
Acaba böyle mi?
Olmaması lazım ama değil mi? Şimdi ise gelin bir de tepe taklak bakalım şu sese.
Bu meyve suyu belki de artık burada, kapalı bir kap içinde kalmayacağım, bak beni de iç burada biraz daha kaldım, diye ses çıkarıyordur. Sırf orada kalmamak, birinin midesine gidip, bir işlev yapmak için (ya da en azından geçtiği bütün her yere şeker dağıtıyor, şekerlendiriyor oraları, ıslatıyor kuru olanları ya da serinletiyor mu deseydik?). Aslında böyle bakmak daha güzel oldu değil mi?


-Tükenmek yok!
Tükendiğin için, insanlar seni tükettiği için sevinmek var.
Müslümanlık da böyledir. Amaç; bir fazla yarar sağlamak.
Her bitişte, yeni bir hayatın başladığını algılayabilmek ve o hayatın parçası olabilmek.
Her sabah güneş geliyor ve ağaçlar onun ışığıyla oksijen üretiyor. Gece olduğunda ise gökyüzü o muhteşem yıldız gösterisini sunuyor tüm insanlığa. Her bitiş, güzel bir başka olaydır. Aslında günün rengi önemli değildir. Her rengin bir işlevi vardır hayatta.Olaylar da böyledir her bir olayın içinde bir mucize vardır.
Önemli olan, bu mucizenin farkına varıp, onunla mutlu olabilmekte.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN