Gençlik

Para Mutluluğu Satın Alır mı?

Cennet dünyadadır ve çok para elde edersen dünyan cennet olur, şeklindeki aldatmacanın etkisinde bugün çoğu insan. Ve işin esası aldatandan daha az suçlu değil aldanan.

Cennet dünyadadır ve çok para elde edersen dünyan cennet olur, şeklindeki aldatmacanın olumsuz bir sonucu, buna kananların, ki çoğu insan buna kanmıştır, var olan sınırlı miktardaki para ve olanaktan pay alışı sağlayacak meslek, konum, rant noktaları, ün vs. için rekabet içine girerek, birbiri için arkadaş olmaktan çıkıp rakip haline gelmeleridir. Bu, sevginin yerini nefretin alışıdır, zira rakiplerin birbirine karşı egemen duyguları nefrettir. Böylece düşmanlarla çevrildiğin bir ortamın içine koyarsın kendini. Bu ortam da, güvensizlik ve sevgisizlik hissini baskın kılarak, seni ruhsal olarak sıkıntılı bir kimse haline getirir. Sonra doktorlarda ve ilaçlarda derdine deva ararsın. Bilmezsin ki, tüm yaşadıklarının sebebi, baştaki, parayla gelecek dünya cenneti aldatmacası ve senin buna kanman. Ama kanmaya dünden hazır olmasan kanmazdın. İşte kötü niyetli, gerçeğe ters, mikrop bir düşüncenin yol açtığı fena sonuç. Ve daha başka gördüğümüz ve göremediğimiz ne kadar fena sonucu var kim bilir, bu aldatma ve aldanmanın.

Evet, bir tane yanlışı ve yalanı gerçek kabul edince, zincirleme olarak nasıl fena ve felaket sonuçlar doğuyor, görüyorsunuz. Anladınız ki, gerçek sanılan bu yanlış ve yalan şu: Cennet dünyadadır ve onun esası maddi zenginliktir.

Dünyadaki nimetler sınırlı, o yüzden onları isteyenler birbiriyle boğuşuyor, bazısı bir şeyler kapıyor ve bazısı kapamıyor, böylece kimileri sevinç kimileri hüsran yaşıyor. Oysaki öte dünya nimetleri sınırsız ve onun için birbirinizle boğuşmanıza gerek yok, hatta dayanışma içinde onlara ulaşmak daha kolay. Yani birleşip şeytana ve onun dostlarına karşı, birbirinizle çekişmeden taarruza geçseniz kazançlı çıkarsınız. Aksi halde, yani sınırlı dünya nimetleri için birbirinizle boğuşursanız, ancak zarara girersiniz. Burada, kazanmış gibi görünenler bile aslında zarardadırlar, çünkü başkalarını ezmiş, haram helal gözetmeden elde etmiş, dünyayı öte dünyaya tercih etmişlerdir ki son söylediğimi yapanların öte dünyada bir nasiplerinin olmadığı ayetle sabit bir gerçektir.

Parasız yaşanamayan bir dünyaya gözümüzü açtık ve bunun ezeli ve ebedi bir yapı olduğunu sandık. Oysa dayanışmacı ve değiş tokuşçu sosyal ve ekonomik ortamlar da gördü dünya. Böylesi bir ortam, mutluluğa daha elverişlidir, çünkü rekabetçilik ve çıkarcılığa yer vermediği için, dostluk ve sevginin gerçek biçimlerini kapsayabilir. Dostluk ve sevgi ise, beden ve ruh boyutları olan insanın, ruh boyutuna bakan şeylerdir. Bu ortamda, geçimlik elde etme sorunu yoktur ve sevgi ve dostluğun asıllarını da, insanla olmanın yanında Yüce Yaratıcı ile de temasa sokabilirsek, mutluluk niye olmasın? Ama bugün, yaşam standardını yükseltirse mutlu olacağını sanıyor kişi ve buna en başta kendi psikolojik yapısındaki bir mekanizmanın engel olacağından habersiz: Mukayese. Yaşam standardı kendinden yüksek olanlara baktıkça zevklenemez bile insan, değil ki mutlu olsun! Ve böyleleri çoktur etrafta ve insan onlarla mukayeseye ara vermez, böylece de, zevk toz olur gider, mutluluksa hep uzaktadır ve hiç yakınlaşmaz.

Capital Dergisi’nde, söylediğimizin tersi iddia edilmiş. Buna göre: “Warwick Üniversitesi’nden Profesör Andrew Oswald ve Jonathan Gardner’in yaptıkları dev araştırma, parayla saadet olmaz, atasözünün tam tersi sonuçlar içeriyor. İki uzman bu sonuca, 10 yıl boyunca, 10 bin kişinin davranışlarını izleyerek ulaştılar. ‘Para mutluluk getirir’ saptamasına varmakla kalmayıp, örneğin ‘Her 150 bin doların mutluluğu yüzde 10 artırdığı’ gibi önemli bir iddiayla ortaya çıktılar. 1.5 milyon dolar ise mutluluğu zirvesine ulaştırıyor.” Sonra da kısaca, eldeki veriler dikkate alındığında, paranın mutluluğu satın aldığı söylenmiş.

Şimdi; üniversite ismi, akademik unvanlar, araştırma sözcüğünün önündeki ‘dev’ sözcüğü, abartılı denek sayısı vs. ile büyüleyici (yüksek düzeyde etkili) kılınmaya çalışılmış; mutluluğa para ile ölçü getirme girişimiyle saçmalaşmış bu ifadelerin ardından biz deriz ki: Toplumumuz hiç olmadığı kadar varlıklı, ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar da mutsuz bugün. Bu neyi kanıtlar? Varlık mutluluk için yeterli değildir düşüncesini. Varlık belki gereklidir mutluluk için, ama yeterli değildir.

Ama biz daha güçlü bir sebeple Capital Dergisi’nde söylenenlere itiraz edeceğiz: İnsanın ihtiyaçlarını giderdiği toplumsal sistemi, getirir tümüyle paraya dayarsanız, sonuç bu olur. Yani fizyolojik ihtiyaçlardan kendini gerçekleştirme ihtiyacına kadar kaç çeşit ihtiyaç varsa, bu ihtiyaçları gidermek ancak para vasıtasıyla olabiliyorsa, elbette ki parasız mutluluk olmaz. Çünkü bu ihtiyaçları gidermekle geliyordur mutluluk. Ama yarım bir mutluluk. Zira maneviyatsız tam bir mutluluk olamaz ve mevcut kapitalist sistemin manevi ihtiyaçları gerçek anlamda gidermek gibi bir derdi yoktur. Örneğin, bu sistem içinde ihtiyaçlara en doğru şekilde yaklaşmış gözüken Maslow bile, tepesinde insanı mutluluk düzeyinde bir tatmine götürecek kendini gerçekleştirme ihtiyacı bulunan ihtiyaçları sıralarken manevi ihtiyaca listesinde yer vermemiştir. Gerçi bu listede, sevgi ihtiyacı vardır; fakat manevi ihtiyaç sevgiden daha fazlasıdır ve insanın Yaratan’ı ile ilişkili kimi beklentilerini kapsamanın yanında, birtakım varoluşsal sorulara doyurucu cevapları da kapsar. Bu da, bilme ihtiyacıyla alakalıdır elbet. Ama kendini fenomenler sahasının ötesine taşıyan bir bilme ihtiyacıyla…

Ne var ki, her şeye rağmen biri, parayla mutluluğu satın aldığı ve kalıcı tatmin için başka bir hayata ve dünyaya ihtiyaç bulunmadığı düşüncesindeyse ve bunu inatla savunuyorsa, o, dünya hayatı ile tatmin olanlar grubuna girse gerektir ki böylesinin öte dünyada nasipsiz kalacağı Kur’anî bir gerçektir. Öyleyse mutluluğu, para elinde arayan ama tam bulamayanlar böyle birinden daha iyi durumdadırlar, çünkü dünya metaı kesmiyordur onları ve bir mutluluk yurdu olarak cenneti halen umabilecek durumdadırlar.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN