Gençlik

Sohbet mi Dert Yanmak mı?

“Yaralarımdan başka bir şey sergilemedim. Boş yere kendimi ortaya dökmek delilikti.” demiş yazar Jean Cocteau.

Hani derler ya dertler derya olmuş diye, bilmezler mi derya dalgalandıkça bulanıklaşır, karışır, yosunlar kopup gelir ardı sıra. O vakit neden derdimizi bu kadar dalgalandırıp da kendimizi de dinleyeni de boğarız dalgalarda? Muhabbet güzel şeydir vesselam, lakin dert anlatmanın kimseye faydası olmamıştır, amaç istişare değilse şayet.

Çocuğum çok huysuz, eşim çok anlayışsız, her yerim ağrıyor yakınmaları.. Ya da gıybetin ilk cümlelerinden bugün neler oldu bir bilsen ile başlayan vakit öldürmeceler..

Bazen konuşmak muhabbetin zehri gibidir; bazen sessizliktir çözüm olan. Anlatarak hangi dert bitmiş, hangi ağrı geçmiş yeniden kanattıkça kendimizi?

Nasılsın? diyeni pişman edenlerden oluruz çoğu zaman. “Amaan iyi diyelim iyi olsun sürünüyoruz işte.” der ve bırakırız o vahim yüz ifademizle. Biraz irdeleyecek cesareti kalsa karşımızdakinin, daha neler neler anlatıveririz. Lakin sağlığımız da yerindedir halimiz vaktimiz de. Takılmışızdır kesin ufak tefek mevzulara, büyütmüşüzdür içimizde karamsar hallerimizle. Oysa Rabbim hesap sormaz mı, “hiç mi güzelliğimin tecellilerini görmediniz de takılıp kaldınız küçük dertlerinize. Derdi de dermanı da veren ben iken insanoğluna dert yanarak ne beklentiye girersiniz” demez mi?

İlla ki konuşmak mı gerekir muhabbet için? Bazen çiçek yetiştirmektir renk renk, bazen üşümesin diye kediciklere yaptığımız karton yuvadır, masamızdan artan kırıntıyı kuşların nasibi diye ayırmaktır. Bazen de çay demleyip kurabiye ikram etmektir sevdiklerimize. Kalpler anlaşır, fısıldaşır nasıl olsa. Ruhlar mutmain olur.

Velhasıl kelam, biz en güzeli; ne zaman ki sözcükleri hakkıyla kullanmaya başlarsak o zaman başlayalım gerçek sohbetlere. Yoksa susalım ve yan yana oturalım sessizce. Çünkü dönmekten yorulmuş bu dünyada kalplerin aradığı tek şey huzurdur.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN