Kur’an Atölyesi 10. Ders – Müddessir Suresi (32-47)

“Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla...”

“Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.”

“Bir önceki ayet-i kerîmede, cehennem meleklerinin sayılarıyla alay eden müşriklerden bahsedilmişti. Her şeye madde gözüyle bakan ve o melekleri de kendileri gibi maddî varlıklar zanneden müşrikler “Biz pehlivan gibi adamlarız, onların hakkından geliriz.” vb. sözler söylüyorlar, gayb âlemiyle alay ediyorlardı akılları sıra.”

“Bugün de bir insan, ahiret ile alakalı kendisine verilen bilgileri dünya ölçekleriyle tartmaya; bunları kiloyla, gramla, rakamla ölçmeye kalkarsa aynı mantıksızlığın içine düşmüş olur.”

“Tarihte Bizans gibi bazı kafir topluluklar, Müslümanlarla savaşacakları zaman sadece sayı saymışlar, rakama bakmışlardı. Ama sayamadıkları, göremedikleri bir alan vardı.”

“Elimizdekileri saymakla kalmamalı, Allah’ı da SAY’malıyız. Yani, her daim O’nu hesaba katmalıyız.”


32 - Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,

33 - Dönüp gitmekte olan geceye,

34 - Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,

“Görmedikleri bir âlemle alay eden inkârcılara, gözlerinin önünde duran, inkâr etmeleri mümkün olmayan şeyler delil olarak gösteriliyor.”

“Biz de böyle insanlarla muhatap olduğumuzda, Allah’ın bize öğrettiği metodu kullanmalıyız. Gaybî hakikatleri kabul etmeyen bu insanlara aklî deliller sunmalı, onları somut olandan soyut olana doğru götürmeliyiz.”

“Ey inkârcılar, başınızın üzerindeki gökyüzünü görüyorsunuz. Ay, güneş, yıldızlar gelip gidiyor, gece ile gündüz gelip gidiyor. Sizin bunların düzenini değiştirmeye gücünüz yeter mi? Allah (cc) gündüz olmasını dilediğinde siz onu gece yapabilir misiniz? Peki, gözünüzün önünde duranlara bile güç yetiremeyen sizler, görmediğiniz bir âlem hakkında, melekler ve ahiret hakkında nasıl böyle konuşabilirsiniz? Onlara da güç yetiremeyeceksiniz! Bu dünyanın hâkimi Allah (cc), öbür dünyanın da hâkimi.”

“Burada 'ay, gece ve sabah' kelimeleri, ilk olarak kendi hakiki mânalarında kullanılmakta ve ilâhî orduların görüldüğü parıltılara işaret etmektedir. Bununla birlikte itina ile seçilen bu kelimelerin ve onlarla alakalı kullanılan açıklayıcı ifadelerin, dünyanın karanlıklara boğulduğu cahiliye devri içinde peygamberlik nurunun doğuşu ve o karanlık gecenin yok olmaya yüz tutuşu ve parlamak üzere bulunan hayır ve hakikat sabahının yaklaşışı anlarıyla İslâm güneşinin doğuşu anına da işaret ettikleri anlaşılmaktadır.” (Ömer Çelik Tefsiri)


35, 36, 37 - O (cehennem), insanlık için, sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için büyük uyarıcı musibetlerden biridir.

“İleri gitmek isteyenler… Salih ameller işleme noktasında herkesten önde olmak isteyenler… İslam’ın insanların evine misafir edilmesi, insanların da İslam’ın evine misafir edilmesi noktasında ‘Ben varım!’ diye öne geçenler…  ‘Vazife varsa ben yaparım!’ diyenler… Bu yolda malını, vaktini, birikimini, gücünü kuvvetini ilk önce seferber etmek isteyenler… Gerçek pehlivanlar…”


38 - Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;

“Herkes kazandıklarını, fedakârlıklarını, salih amellerini ortaya koyacak. Bunlara göre canını kurtaracak veya kurtaramayacak. Kendisini cehennemden kurtaracak kadar amel işlemiş olanlar için yolun sonu cennet olacak.”


39 - Ancak sağdakiler başka.

40, 41, 42 - Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar.

43 - Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,

44 - Yoksulu doyurmuyorduk,

45 - (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,

46 - Ceza gününü de yalan sayıyorduk,

47 - Sonunda bize ölüm geldi çattı.

“Kıldığımız namazlar, bizi bu fenalıklardan uzak tutmalı.”

“Camide tuttuğumuz saflar, bizi hakkın ve hakikatin safında tutmalı.”

Kur’an Atölyesi

Sohbet Notları (25 Aralık 2020)

Yorumlar

Henüz hiç yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misin?