Kur’an Atölyesi 11. Ders – Müddessir Suresi (48-56)

“Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla...”

“Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.”

“Önceki ayet-i kerimelerde cehennemliklerden ve onları cehenneme sürükleyen amellerden bahsedilmişti. Şimdi onlar hakkında şöyle buyrularak devam ediliyor:”


48 - Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

“Şefaat yetkisinin mutlak sahibi Allah Teâlâ’dır. Sadece O’nun görevlendirdiği, yetki verdiği kişiler şefaat hakkına sahiptirler. Bu da yine O’nun çizdiği sınırlar dahilindedir. Dünyada birilerinin birilerini şefaat makamına yerleştirmesi ve buna güvenerek günahlara girmesi, bir aldanıştan ibarettir.”

“Müslümana düşen görev, insanlara şefaat vadetmek değil, onların şefaate layık bir hâle gelmeleri için çalışmaktır.”


49, 50, 51 - Böyle iken onlara ne oluyor ki, âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hâla) öğütten yüz çeviriyorlar?

“Tahkim ettikleri zulüm ve sömürü sisteminin bozulmasını istemeyenler, İslam’ın anlaşılmasından korkarlar. Zira, İslam anlaşılırsa insanlar uyanır. Kur’an onları uyandırır ve akleden, fehmeden insanlar hâline getirir. Bu insanları köleleştirebilir misiniz?”


52 - Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilâhî vahiy) verilmesini istiyor.

“Mekke’nin önde gelenleri, kibirleri yüzünden, kendi isimlerine özel ve kendi keyiflerine göre ayetler inmesini istiyor; diğerleriyle bir tutulmak, onlarla aynı secdeye baş koymak istemiyorlardı. Bunun örneklerini her çağda görmek mümkündür.”


53 - Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

54 - Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!

55 - Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.

56 - Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.

“Kim neyi diliyor, ne yapmak istiyorsa, Allah (cc) da onu diliyor, ona izin veriyor. Kimseyi hayra veya şerre zorlamıyor. Bu nokta doğru anlaşılmalı.”

Rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “İyi bilin ki, gönülden saygı duyulup, kendisinden sakınılması gereken de Allah’tır, günahları bağışlamaya tek yetkili olan da!” (Müddessir 74/56) âyetini okuyup şöyle dedi:

“Yüce Allah buyurdu ki: «Ben korkulacak, korkulup himayesine sığınılacak olanım. Benimle beraber başka bir ilâha tapılmasın. Her kim benden korkar da benimle beraber başka bir ilâh edinmezse onu bağışlayacak olan benim.»” (Tirmizî, Tefsir 74/4)

Resûlullah (s.a.s.) buyuruyor:

“Yüce Allah:

«- Kulum bana iki elini kaldırır dua ederse ben o elleri bağışlamadan geri çevirmekten utanırım» buyurdu. Melekler:

«- Ey bizim ilâhımız! O, bağışlanacak kişilerden değil» dediler. Yüce Allah:

«- Fakat korkulacak olan da, bağışlayacak olan da benim. Şâhit olun, ben onu bağışladım» buyurdu.” (Hakim Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl, s. 138)

Kur’an Atölyesi

Sohbet Notları (1 Ocak 2021)

Yorumlar

Henüz hiç yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misin?