Doğu Türkistan’a

  Türkistan, uzakta kalmış Doğu. Bir zamanlar İslam Medeniyeti’nin beşiği olan Doğu. Şimdilerde ise zulmün sessiz kalınmış hâli. Burası neresi mi? Burası Doğu Türkistan, burası sesi kısıkların, sesi kıstırılmışların yurdu. Burada hayat hiç olmayacak kadar

Yüreğimi Koyuyorum

Bilmediğime, gücümün yetmediği rüzgarı Görmediğime, yüzümü kavuran güneşi Duymadığıma, gönlün dilini Sevmediğime, imanın mihengini koyuyorum. Bir tas sudan demirin tadını, Parmak kesiğimdeki ılık kanı, Kırık uçurtmamın çıtasını, Ayağa değen taşın, ecrine koyuyorum. Kesişen yollarda tereddüdümü

Birlikte Birliğe

Kurtuluş Savaşı. Bir millet varoluş mücadelesi veriyor. Kıran kırana bir mücadele… Yediden yetmişe bütün millet ayakta. Kahramanlıklar yazılıyor. Hayır, hayır! Bütün kahramanlar omuz omuza küfrü vatandan def ediyor. Bütün saflar sımsıkı. Karınca dahi geçemiyor. “Ölü

Parçalan, Bölün, Yok Ol!

Okumak. Okuyabilmek. Yaradan Rabbimizin adıyla okuyabilmek. Okudukça ruhu bunalmakta ve can çekişmekte olan kardeşlerimizin, ruhlarının ve zihinlerinin nefes alabilmesine vesile olabilmek. Kendi ruhumuzu cahilliğin ve cehaletin bahtsız ikliminden kurtarabilmek. Ne büyük bir erdem değil mi?

Bir Kadın

Yürüyordu.. Bu sessizlik ne zaman bozulacak, Bilmiyordu. Belki bir kalaşnikof sesi, Ya da zamansız bir bomba. Her patlama sesiyle Yüreği cız eden bir ana, Kaldırmıştı ellerini semaya Müslümanların birliğiydi Tek dua.. Evi, ocağı bombalanmış Çıplak