BEKLEYİŞLER

Pus yüklü kalbin semalarında İçerleyen nice dertler yağmurunu bekler… Kendini unutmuşluğun hırçın düşünceler etrafında, Bir yudum umut içmesini bekler… Hoyrat kalabalıklar yalnızlaştırır benliği, Gönül bir avuç özünü ister … Nereye gitse beton kaldırım Şelalesi çekilmeden

Hayat Neydi … ???

İnsan olmak ve doğmak bir âleme . Her bir alem var her yürekte . Hissetmek ve düşünmenin boyutlarında  yol almaklık vardı . Ve insan öteleri arzulardı düşünme ve düşüyle. Çıkabilir miyiz acaba bu kavgalı mekandan,

Yeni Döneme, Üniversiteye, Hayata Başlarken…

   Yeni bir kapı aralanıyor hayatımızda. Yeni bir başlangıç, yeni bir doğuş. Belki de hayatı en baştan tanıma veya kaldığımız yerden devam etmeye. Ama büyük ihtimalle hayatı en baştan tanımaya.   Üniversite hayatına başlangıç veya yeni bir

Siyah Noktalar

Hemen hemen çoğu insanda bulunan siyah noktalar hem bizi hem de bize dışarıdan bakanları rahatsız etmektedir. Siyah noktalar çıkmaya başladığında eğer bir önlem almazsak zamanla hızla artabiliyor. Siyah noktaların giderilmesi ve yeniden çıkmaması için uğraşmak

İnsandan Rüyaya

İnsan ve Hissetmek Hayran olup şükretmek için, uzun uzun tefekkür edebilmek için fazla zahmete gerek yok. İnsanın kendisi bunun için kafidir. İnsan bir derya, kainatın sırrı onda. Şeyh Galib’e kulak verelim: “Hoşça bak zâtına kim

Yol Haktır, Zafer Muhakkaktır.!

Bismillah… Bir gecem olsun ki haktan yana olmayan. Bir gecem daha feda olsun hak yolunda insanlığa haykıran. Haykırışıma nereden başlasam, hangi zulmü, hangi haksızlığı konu edinsem? Ya diğeri kızarsa neden benim için de haykırmadın diye?

Girdaptaki Bir Gencin Mektubu

Hayattaki asıl derslerin yaşanmışlıklar olduğu Kur’an-ı Azimüşşan’dan öğrendik bizler. Kıssadan hisse almak düştü her ibretlik hadiseden. İd, ego, süper ego derken her mücadelenin nefis ve şeytana karşı gelmek olduğu öğretti bizlere Yaradılış Destanı. Geçenlerde mail

Bir Çocuk

Bir çocuk… Gözlerine bakınca içim titriyor sanki. Fersiz gözleri ışığını nerde bıraktı kim bilir. Ya elleri! Soğuktan, yoksulluktan, çalışmaktan kararmış o eller… Kışı nasıl geçirdi de bahara çıktı acaba? Yapışmış saçları acaba en son ne

Kur’ân’ın Işığında

رَبِّ اشْرَحْ لِي, صَدْرِيوَيَسِّرْ لِي أَمْرِي ,وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي, يَفْقَهُوا قَوْلِي “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” ( Taha 25-28) Önce söz vardı. O, “Ol!” dedi ve

Felah

 Dağların, taşların feryadını duy!  Midemiz bulanıyor diyorlar  Ayağının tozuna kurban olurdum  Şimdi kaldıramıyorum, diyor bu yollar  Küfrü taklide düşen bedenler  Ve idrâktan uzak, mühürlü kalpler  Günahına beni ortak etme, der  Nerde, edep diye soran geceler 

Yemek

Habire yiyoruz. Sabah kahvaltı yapıyoruz, öğle olunca yemek yiyoruz. İkindiye doğru karnımız acıkmaya başlıyor, onu bastırmak için bir şeyler atıştırıyoruz. Akşam olunca zaten akşam yemeği var. E, geceye doğruda karnımız acıkıyor. O zaman da yiyoruz.

Yüz Akı

Beyaz olduğuma bakma! Ben ki Vahşi Bin Harb’in torunuyum… Kaç Hamza öldürdüm kim bilir? Kölelikten kurtulayım derken, Kaç kez kulluktan kovuldum… Nefsimin elinden, Kaç mızrak fırlattım kendi kalbime… Sevdiklerimden kaç kez ötelendim? Dedem Vahşi gibi

6 Madde ile Tesettüre Girmek İstiyorum “ama”…

1- “İstiyorum ama, henüz zamanı değil..” Her ölüm ölen için zamansız iken, bir saniye sonrasını bilemediğimiz zaman nasıl beklenir..? Başımız secdeye eğiliyor olabilir, oysa biz biliyoruz ki bedenden ibaret değiliz, peki ya nefsimiz? Bizi bekleten zaman