LÂL’E

Aynı gökyüzü, aynı yollarda yürümek Nasip borcunun imtihanı Nisyan taşıyan ruhumuz Etten kemikten Harun sıvası Dili suskun ejderhanın önünde Ateşin kokusunu duyduğumuz sahne Nefret duvarlarımızda sloganik cümleler varken bile Aynı laleyi sevmişiz seninle… Makyaj, pamuk

Sabah Yolculuğu

Gece ile gündüz arası bir vakitte Her gün bir başka ses der ‘haydi’ diye Önce sıradan geçtik, sır gibi sessizce Temizlenmek amaç bilhassa tazelenmek Ölü gecenin toprağı kalmış dizlerimizde Silkeledik toprağı bak! Ne şık bir

Hengâme

Kim nasıl derse desin ama, biz bir hengâmeye düşmüş durumdayız. Gökyüzü doğum sancısı yüklü bir kurşunî renkle kaplanınca, Yeryüzü arındırılınca taşıdığı bütün merhamet yüklü sevdalardan, Kibir bırakınca yerini kesif bir toprak kokusuna Ve gece, gözler

Kaybolan Bereket

Vatanıma yağmur inerdi gökten, Şimdi sağnak sağnak toprağa zulmet. Beş vakit yunardık sevabı kirden Kuşatırdı bizi olanca rahmet. Toprağın pislendi önüyle arkı Ağzı da bozuldu bu nasıl şarkı Bugünün şu geçen günlerden farkı İnsanda, toprakta,

Kim(lik)sizlikten Dünyalık Kokmak…

Hedeflerimiz hayalleri gerçekleştirme yolundaki ilk adımları oluşturur. İnsan zorunlu ihtiyaçlarını karşıladıkça; karnını doyurup güvenli ortamda bulunup sevilip saygı duyulduktan sonra kendini gerçekleştirme aşamasına geçer. Bu aşamada hayaller kurar ve kurmuş olduğu hayalleri gerçekleştirmek için adım