Yazarken Kalem Üşür Mü?

Yazarken kalem üşür mü? Yine titreyen ellerimle yazmaya çalışıyorum; Karalarcasına; Sanki, kimsenin okumasını istemezcesine… Yiğidim!! Yazmak-konuşmak mesuliyet ister! Bilmediğinin ardını kovalamak gibi kazmaya benzer yazmak. Gözde, kulakta ve gönülde sorumludur. Çok tehlikeli bazen kazmayı vuran

Âdem’den Âlem’e Konferansları

Âlem; zaman, mekan ve duyumları içermesine rağmen Âdem’e nispetle âlem-i sağirdir. Âdem ise âlem-i kebiredir. O halde âlemin inşası Âdem’in ihyasıyla mümkün olacaktır. Biz yeryüzünde Allah’ın halifesi olan insanın kendi değerini hatırlamasını ve hakikatinin farkına

Vakit Ne Vakit?

Vakit ne vakit? Bir eğlenceden diğer eğlenceye koşarken heba olan beden, ömür/zaman ve doyumsuz mutluluk arayışı. İnsan yorulur, eğlenmekten de yorulur. Anlamlı olan her şey doyum verir. Kendinle yüzleşmek mana alemine ışık tutar. Hatalarına dürüstçe

Düne Dair

Sokak arasından sesler yankılanıyordu. Yaklaştıkça görüntü de netleşti. Bir grup genç kız bazı sloganlar atarak geçiyorlardı yoldan. Esnaftan bazısı gülerek bakıyordu. İçime bir hüzün çöktü. Hiç mi derdimiz yoktu sahiden? 60’ların ruhu kalmış olsaydı zaten,

Gül Yüzünü Güldürsek

Razıyım Ey Yar! Senden gelen bin bir türlü derde! Sessiz çığlıklarla sallayayım alemi! Hele dur! Kalk secdeden, aç ellerini semaya! Yüzersin aşk okyanusunda, çırpınmadan, Hissedersin dalgaları bedeninde, yanmaya gör! Zaman izafi! Sonra ışık hızını aşıp

Ölmeyen İmanın Yaşaması Kâfi Değildir

Kardeşim şu an bu yazıyı okuyorsan yaşıyorsun demektir ve bu yazının muhatabıysan imanın da ölmemiş demektir. Zaman ilerliyor, çağ değişiyor ve dünya hızıyla gelişiyor. Varoluşumuzdan beri bu böyledir. Değişen dünyaya ayak uydururuz. Belki istemsiz. Peki

Sohbet mi Dert Yanmak mı?

“Yaralarımdan başka bir şey sergilemedim. Boş yere kendimi ortaya dökmek delilikti.” demiş yazar Jean Cocteau. Hani derler ya dertler derya olmuş diye, bilmezler mi derya dalgalandıkça bulanıklaşır, karışır, yosunlar kopup gelir ardı sıra. O vakit

Ahenkler İçinde

Hayattayız ve her geçen saniye zamanımız kısalıyor. Bilemediği deryalara açılmak istiyor bazılarımız, Bazılarımız sadece açılmayı hayal etmek istiyor. Felsefi düşünmeye çalışıyor bazılarımız hayattaki anlamı Bazılarımız ise gülüyor bu çabalamaları gördüğünde. Güneş bir güne daha tüm

Perdeyi Aralamak

Bir nefes daha alıyoruz değil mi farkına bile varamadan? Hakkını sormadan, onu sanki daha diğer nimetler gibi, köşe bucakta yatıveren bir toz birikintisi gibi görüyoruz. Sorunu da buydu zaten bu düşüşün, bu gafletin. Yani bunca

Hengâme

Kim nasıl derse desin ama, biz bir hengâmeye düşmüş durumdayız. Gökyüzü doğum sancısı yüklü bir kurşunî renkle kaplanınca, Yeryüzü arındırılınca taşıdığı bütün merhamet yüklü sevdalardan, Kibir bırakınca yerini kesif bir toprak kokusuna Ve gece, gözler