İslam

Ne İçin Yaratılmadık?

Bu zamana kadar insanın yaratılış sebebi ile ilgili bir çok yazı ve kitap yayınlanmıştır. Bana kalırsa herkes dünyaya ne için geldiğini, amacının ne olduğunu biliyordur. Kısacası yaratılış sebebini biliyordur ama ben yine de bir ayetle yaratılış sebebimizi belirtip sonra da dünyadaki amacımızın ‘ne olmadığına’ değinmek isterim. Nitekim Rabbimiz ‘Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım’ buyuruyor. (Zariyat 46)

Mesela sabahlara kadar gayri meşru şekilde x firmasının verdiği hediye paketlerle aklı başındaki telefonlarımızla sanal yuvalar kurmak için yaratılmadık sanırım. Ciddi olanlar kızacak belki ama kızmasınlar. (Şu ‘x’le hayatım boyunca da barışık olamadım nedense)

Yine aklımıza gelen her şeyi facede paylaşmak için de yaratılmadık.

Okuduk, en iyilerinden diplomalar aldık. Lakin birikimlerimizi yaradan Rabbimiz’in adıyla taçlandırıp hakkı haykıramadık. Kalbimize bir ahlak ağacı dikip verdiği meyveleri sunamadık insanlığa.

Koştuk. Bir yerlere yetişircesine koştuk ışıltılı sokaklarda ve dev AVM lerin gölgesinde. Lakin huzura geç kaldık hep. Hatta huzura uzanan yolu bir türlü bulamadık.

Yollar yaptık dağları delercesine. Köprüler yaptık denizleri yararcasına. Lakin vicdanımızdan Afrika’daki yavrucağa uzanan limanı kuramadık; yükü insanlık olan gemiyi kaptansız bıraktık.

Akıllı kutular icat ettik, içine kocaman bir şehir inşa ettik.. Bu yolla insanlara daha hızlı ulaşıp güzellikler yayacaktık islamî çerçevede. Olmadı; yan etki yaptı, zihinlerde muhteşem bir de-jenerasyon meydana getirdik. Yalanlar üzerine kurulu aileler inşa ettik toplumu zehirlercesine.

Parklar yaptık doldu. Mabed ve mektebe kaldı kopan ahlak damarlarının tedavisine vesile olmak. Lakin dolduramadık. Mabedli ve mektepli gençler olacaktık halbuki. Olamadık.

Söz vermiştik Efendimiz’e. Komşumuz açken biz tok yatmayacaktık. Tutamadık sözlerimizi. Allah’ın ipine sımsıkı sarılacaktık. Lakin bizi sevmeyenlerin ipleriyle indik, dipsiz kuyulara.

Allah’ın kanunları hakim olacaktı yeryüzüne. Lakin yüreğimize bile işleyemedik. Neticede beşer kanunu hakim oldu ve bir “demokrasi” kasırgası esti dünyada. Yaktı, yıktı; yok etti. Yani ‘abd’ olacaktık ilahi kanunlar gereğince. Olamadık; olmasına vesile de olamadık. Olmakla olmamak arasında kaldık. Bütün meselemiz olmaktı. Yani öyle olması gerekiyordu. Lakin biz olamamaya daha yakındık hep.

Ne için yaratıldık?

Ne olacaktık?

Şu an neyiz?

Neredeyiz?

Ve en önemlisi de:

ﻒﺄ ﯿن ﺘﻨ ﻫﺒﯘﻦ

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN