İslam

Yaşamanın Anlamı ve Olmayan Çocuğa Haksızlık Etmek

Şu hayatın sırrı denen problemi çözmeden üremekteki anlamsızlığı, boşluğu, belki de haksızlığı gördüm tekrardan, bir çocuğun mezarlıkta annesine neden öldüğümüzü sormasıyla.

Buraya nereden geldiğimiz meçhulse ve dünyada ömür çürüttükten sonra, gittiğimiz yer hiçlikse, neyin uğraşını veriyorduk burada? Bu saçmalık yetmezmiş gibi, bir de aynı saçmalığı, çocuklar yapıp onlara teslim ediyor veya miras bırakıyor ve sonra mecburen geçip gidiyorduk.

Hadi hayvanlar bunu yapsa sorun olmaz da bizim gibi düşünüp işlerin içyüzünü anlayabilen ve bu tarafıyla övünenler, böyle içyüzünü anlamadığımız bir konuda, niye her şeyi çözmüşüz ve hiçbir problem yokmuş gibi davranıyorduk?

Bunlar seni ilgilendiren konular değil diyelim. Peki ya bu problemi çözmeye çalışanlara engel olma çaban veya onlara iyi gözle bakmaman neden? Ya bu konuda çözüme ulaştığını söyleyenlere karşı düşmanlığına ne demeli?

Dini yoktur, dindarla uğraşır. Dini vardır, ibadet edenle uğraşır. İbadeti vardır, ibadetteki niyetinle uğraşır, der mesela: “Cennet için ibadet edeceksen hiç etme!” Sen bu tavrını muhafaza ettikçe, her noktada problem çıkartmak için bir sebep bulursun zaten. Tam burada ne söylemeli? Bilemedin mi? Dur ben söyleyeyim: En iyisi gel sen, kendinin ve herkesin iyiliği için bozgun nedeni olan bu tavrından vazgeç.

Biz varsak, zorunlu olarak bizi var eden ezeli bir Var Edici de vardır. Şimdi bu dediğime, ya varlığımızı reddederek, ya bizdeki tasarımı reddederek, ya da evreni ezelî sayarak karşı çıkabilirsin.

Varlığımızı en iyi zevk ve acı anlarında fark ediyoruz; zevk ve acıyı yok edebiliyorsan, var olduğumuzu da inkâr edebilirsin.

Bizdeki tasarımı da, makine nasıl bir şeydir konusunu inceledikten sonra ve bizlerin, etten ve kemikten makineler olduğumuz görüşüm üzerine düşündükten sonra reddet reddedebiliyorsan. Ve makineden tek farkımız malzememiz değil, irade sahibi olmamız ve bu da düşünebilmemizle alakalı bir konu. Böylece düşünen makineler yapmaya uğraşırken farkında olmadan kendimiz gibi bir şey yapmaya çalışıyoruz.

Evreni ezeli sayarsan da, o doluluk ve boşluk karışımı bir yapı olduğundan; sınırlılık ve sınırsızlıkla alakalı çözülmez bir probleme hapsedersin kendini. Tanrı ise, doluluk ve boşlukla alakasız bir varlık olduğundan, onu tasdik ettiğimizde bu tür bir problemimiz olmaz.

Tanrı diğer her şeyin açıklaması olduğu için de var olmak zorundadır.

Bu tanrının Allah olduğu ise, İslam’ın evren ve içindekilerin kökeni açıklaması incelendiğinde açığa çıkar, zira bu konudaki bütün açıklamaların en tutarlı ve makul olanı budur. Buna ise, örneğin İslam’daki gayb inancının akıldışılık doğurduğu öne sürülerek itiraz edilebilir. Ama gayb, söz konusu tutarlılık ve makullüğün bir oluşturucusudur, bozucusu değil.

Burada aklın doğru kullanımı için de bir şey söylemeliyiz: Aklımız, varlık ile ilgili bir açıklama ihtiyacı duyduğunda bunu kendisi üretmeye kalkışırsa hata eder, fakat yapılmış açıklamaları birbiriyle kıyaslayıp en makul ve tutarlı ve olabilirini teşhis edersek, aklımızı doğru şekilde kullanmış oluruz. Ve varlığı kendi başına açıklama girişimi, bir nevi tanrılık taslamaktır ve bunu örneğin Hegel yapmıştır.

Ve bu mesele, bu yazının çerçevesi içinde döner. İsteyen araştırmalarını derinleştirsin. Bu bir odaklanma ve ayrıntıya inme olacaktır olup olancası.

Yaşamın sırrını çözmemiş, İslam’ın gerçek olduğunu anlamamış hiç kimsenin çocuk yapmaya hakkı yoktur düşüncesini savunuyorum, bu olmadan da çocuk yapılabilir ama bu, o çocuğa haksızlık yapmaktır.

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN