İslam

Yemek

Habire yiyoruz. Sabah kahvaltı yapıyoruz, öğle olunca yemek yiyoruz. İkindiye doğru karnımız acıkmaya başlıyor, onu bastırmak için bir şeyler atıştırıyoruz. Akşam olunca zaten akşam yemeği var. E, geceye doğruda karnımız acıkıyor. O zaman da yiyoruz. Hatta duymuştum hususi gece kalkıp bir şeyler hazırlayıp yemek yenildiğini. Gün içinde ne kadar yemek yediğimizin haddi, hesabı yok. Günümüzün önemli bir kısmı bu eylemi yapmakla geçiyor. Açlıktan güçsüz düşen bir peygamberin, doymak bilmeyen, aynı zamanda yedikten sonra çok yemenin tesiriyle ayağa kalkamayan ümmetiyiz. Çevremize baktığımızda her yerde lokantalar, restorantlar, kafeler daha niceleri. Sanki tek işimiz yemek yemek.
Hz. Aişe annemiz, Hz. Peygamber’in (sav) hâne-i saadetlerinde uzun süre ocakta ateş yanmadığını, bu süre içinde sadece kuru hurma ve su ile beslendiklerini, bir de ensardan sâdık bir komşularının kendilerine süt ikram ettiğini ve bunu içtiklerini anlatmaktaydı.(1)

Hz. Peygamber’in en yakın arkadaşlarından Hz. Ömer Efendimiz, Rasûlullah’ın (sav) açlıktan bütün gün kıvranıp karnını doyuracak kötü bir hurma bile bulamadığı anlarına şahit olmuştu(2). Hatta çoğunlukla arpa ekmeği yemiş olan Hz. Peygamber (sav) ve ailesi,(3) yeri gelmiş akşam yemeği bulamayıp peş peşe birkaç geceyi aç olarak geçirmişti(4). Hz. Peygamber ve ashâbının aşırı açlık çektikleri günlerin sayısı az değildi.(5) Zaman zaman açlık, karınlarına taş olup oturuyordu.(6)

Bu hâdislere baktığımız zaman nasıl bir peygambere sahip olduğumuzu anlamamız lazım. Üç numaralı hadiste Allah Rasûlu’nun (sav) arpa ekmeği yediğinden söz ediyor. Bizim sofralarımızda arpası var, buğdayı, yulafı, kepeklisi çeşit çeşit ekmeğimiz var. Burada şunu yanlış anlamayalım, tabi ki yemek yiyeceğiz ama soframızda kaç türlü ekmek olmasına gerek yok. Bir çeşit ekmek yeterli ve hayatımızda her bulduğumuzu da yememize gerek yok. Allah Rasûlu günde iki defa yemek yerlerdi. Hadi biz onu üç yapalım. Ama dört olmasın beş olmasın. Arada da şunu yiyim. Şunu da içiyim anlayışı olmasın. Biz nasıl peygambere sahibiz buna dikkat edelim.

Tabi bir de şöyle bir sıkıntı var. Bu yediklerimiz helal mi, haramyoksa şüpheli yiyecekler mi yiyoruz, içiyoruz belli değil. Buna hiç dikkat etmiyoruz.

Nû’man bin Beşîr, parmaklarıyla iki kulağını göstererek, Rasûlullah (sav)’ı şöyle derken işittiğini nakletmektedir: “Helal bellidir; haram da bellidir. İkisinin arasında ise birtakım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını(namus ve haysiyetini) korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur…” (7). Ebu’l Havrâ’ es-Sa’dî anlatıyor: Hasan bin Ali’ye radıyallahu ânh, “Rasûlullah’tan (sav) ne ezberledin?” diye sordum. Dedi ki, “Ondan şunu ezberledim: ‘Seni şüphelendiren şeyleri bırak, şüphelendirmeyenlere bak!’” (8).

Hadislerde rivâyet edildiğine göre şüpheli şeylere karşı çok dikkatli olmalıyız. Herhangi bir restorana gittiğimiz zaman eğer et vb. şeyler yiyeceksen oranın sahibine bu etin nasıl kesildiğini, helal mi haram mı olduğunu araştırmamız lazım eğer imkân varsa. Yoksa bildiğimiz yerlerden ve güvendiğimiz markalardan yemeliyiz. Çünkü vücuda giren yemeğin maddî olduğu kadar manevî boyutunun da olduğunu unutmamalıyız. İbadetlerdeki huşunun, duanın kabul olmasının, içtimaî hayattaki işlerimizin bereketi burada saklıdır. Yemek deyip geçmemek lazım. Şüpheli olarak yediğimiz bir lokma bütün yaşantımızı etkiler. Ama insan bunu anlamaz.

Bacıma sesleniyorum. Sen bacım yemene, giyinmene, oturuşuna dikkat edeceksin ki bu ümmet Hatîce’ler, Aişe’ler, Fâtîma’lar doğuracak. Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de bahsettiği o büyük anneler gibi olacaksın.
Erkek kardeşim, sen de hayatını Allah(cc) ve Rasûlu’nun(sav) çizgisine göre yaşayacaksın ki senden de Abdurrahman bîn Avf’lar, Ebu Ubeyde bîn Cerrah’lar, Mu’az bin Cebel’ler yetişecek.

Yemene, içmene dikkat et. En azından pazartesi-perşembe orucunu tut. Kalbini nefsine esir etme.

Allah Rasûlu (sav)şöyle buyuruyorlar: “Bu, tıpkı bir koruluğun etrafında hayvan otlatan çobanın durumuna benzer, sürüsü her an oraya girebilir. Bilin ki her hükümdarın bir koruluğu vardır. Allah’ın koruluğu ise O’nun haramlarıdır. Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır. O sağlam olursa bütün beden sağlam olur, ama bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat edin! O et parçası, kalptir!(9). Bu et parçasını korumanın en etkili hamlesi yemeğe dikkat etmektir.

Müslüman kardeşim, kalbinin nefsin arzularından temizlenmesini istiyorsan yemene dikkat et.
Kurtuluş, Allah’a ve Rasûlu’ne sonsuz ittibâdan geçer.
Salat ve selam Efendimiz’e, O’nun Ashâbına, Ehl-i Beytine olsun.
Velhamdülillâhi Rabbil lemin.

1 Müslim, Zühd, 28
2 Müslim, Zühd, 36/ İbn Mâce, Zühd, 10
3 Tirmizi, Zühd, 38
4 Tirmizi, Zühd, 38/ İbn Mâce, Et’ıme, 49
5 Buhari, Et’ıme, 32
6 Tirmizi, Zühd, 39
7 Müslim, Müsâkât, 107
8 Nesâi, Eşribe, 50
9 Müslim, Müsâkât, 107/Buhârî, Îmân, 39

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN