Gençlik

Yüreğimi Koyuyorum

Bilmediğime, gücümün yetmediği rüzgarı
Görmediğime, yüzümü kavuran güneşi
Duymadığıma, gönlün dilini
Sevmediğime, imanın mihengini koyuyorum.

Bir tas sudan demirin tadını,
Parmak kesiğimdeki ılık kanı,
Kırık uçurtmamın çıtasını,
Ayağa değen taşın, ecrine koyuyorum.

Kesişen yollarda tereddüdümü
Dünyanın yalandan gülüşünü
Kavakların nazlı süzülüşünü
Tebessümün sadaka kutusuna koyuyorum.

Elimi uzattığıma annemin ‘cıs’ demesini
Kursağımdaki lokmada babamın emeğini
Vizem olsa da binemediğim gemileri
Allah’ın rızasına koyuyorum.

Gönlün uzun fermanını
Camın ardındaki efsunlu yârımı
Lâl olan dilimin şehit sevabını
“Bir bakışta batma!” düsturuna koyuyorum.

Bir dağda kaldırıp okutanı
Susturup kalemi konuşturanı
Beni bu dertle buluşturanı
Mizandaki sevgimin kefesine koyuyorum.

Tarık yıldızı düşerken, dilek tutan refîki
Sırra ihanet eden kimseleri
Ahde vefasızlığın böylesini
Münafıklığın iki yüzüne koyuyorum.

Dağılmış tesbih tanelerini
Bir vücut olamamış müminleri
Yalnız, bayrakta kalan hilâli
İblisin libas giymiş, haline koyuyorum.

Zulmettikçe güçlü olanı
Firavunun ayağına serilen cihanı
Kötülük şiarı isyanı
İstidrac kapısının önüne koyuyorum.

Diyarbakır sokaklarında Yasin’i
Tüm ihtirasları toz eden Halil abiyi
Akdeniz’in ortasında Furkan’ı kıyısında Yasir’i
Ölümü öldüren Mehmet’i,
Kerkük zindanına, Arakan’ın kalbine koyuyorum.

İnsanın şu misaline
Oyun ve oyalamaca haline
İhlasın kaçtığı riya kavline
Cim’in karnındaki noktayı koyuyorum.

Resim: Despotasula – Deviantart

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

BİR YORUM YAZIN