İslam

Zorlaştırmayınız…

“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”(*)

Peygamber Efendimizin (sav) bu güzel nasihatini neden ola ki unuturuz, neden ola ki birbirimize güzel telkinler vermek yerine felaket tellallığı yapmayı yeğleriz? O kişide ön yargılar bırakmak, olumlu düşünmesine mani olmak, hatta bazı güzel şeyleri ötelemesine, korkmasına dahi neden olmak, nedense bizi bu davranışımızdan bir adım geri attırmaz.

Örneğin; bekar arkadaşlarımıza evliliğin öyle pembe panjurlu bir hayat olmadığını, bebek sahibi olmak isteyenlere bu zamanlarını çok arayacaklarını, çocuk bakmanın dünyanın en zor işi olduğunu, kapanmak isteyen kızlarımıza bunun çok fazla sorumluluk getireceğini, emin olup olmadığını sorup anlatarak hangi duygumuzu tatmin ediyoruz diye kendimize dönüp bir sormamız lazım. Hastalarla, lohusalarla vs. konuşurken denmemesi gereken şeyleri diyoruz ve sorulmaması gereken ne varsa soruyoruz.

“Delinin biri, minarede ezan okumakta olan müezzinin yanına çıkmış. Müezzinin ezanı bitince deli, gayet ciddi bir tavırla: “Hadi, buradan beraber atlayalım”, demiş. Müezzin kem küm etmiş, lafı değiştirmeye çalışmış fakat nafile… Bakmış ki deliyi ikna etmek mümkün değil. Çaresizlikle kıvranırken aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki: “Buradan atlamak çok kolay birader. Aşağı inelim de aşağıdan minareye zıplayalım, bakalım yapabiliyor muyuz!” Elbette bu ilginç fikir delinin hoşuna gitmiş ve aşağı inmişler.

Velhasılı kelam, nabza göre şerbet vermek önemli bir hadise. Çözümcü olup, zorlaştırmayıp kolaylaştırıp, nefret ettirmeyip müjdelersek sünnete tabii olup biz de müjdelenenlerden oluruz inşAllah.

 

[*] Buhari, İlim, 11, Megazi, 60; Müslim, Cihad, 4

Paylaşmak Sünnettir:

İlginizi Çekebilir

2 Yorum

  1. 1
  2. 2

BİR YORUM YAZIN