Kur’an Atölyesi 4. Ders – Kalem Suresi (44-52)

  

“Rahmân ve Rahîm Allah’ın Adıyla...”

 “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.”

 “Müşriklerin baskılarından bunalan, bir zihin ve gönül yorgunluğu yaşayan Peygamber Efendimiz (sav)’e, Allah (cc), bu ayetlerle bir moral ve motivasyon desteği veriyor. Vahiy ve peygamber düşmanlarını neyin beklediğini muhteşem bir şekilde ifade ediyor:”

 

44 - Rasûlüm! Artık şu Kur’an’ı yalanlayanla beni başbaşa bırak! Yakında biz onları bilemeyecekleri, farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helâke sürükleyeceğiz.

 “Yeryüzündeki durumlarının hiç değişmeyeceğini düşünen, dünya üzerindeki baskılarının, zorbalıklarının hiç bitmeyeceğini zannedenler için deniyor ki: Onlar, bilmedikleri ve hiç bilemeyecekleri bir yerden, tahmin bile edemeyecekleri bir şekilde perişan edilecekler.”

 “Dünyaya kan kusturan büyük devletlerin kurdukları tuzağın içerisinde bir ‘zayıf nokta’ mutlaka vardır. Bize düşen, onların bu zayıf noktalarını, marazlı bölgelerini, gaflet yönlerini tespit etmeye çalışmak, bu konuda bir ‘ar-ge’ yapmak ve bu zulüm abidelerini asla ‘yıkılmaz, devrilmez’ olarak görmemektir.”

 “En büyük silahlardan biri, karşı tarafın silahının zayıf yönlerini tespit etmektir. Bu şekilde, çok küçük bir güç harcanarak, çok büyük bir güç devrilebilir.”

 

45 - Aslında ben onlara mühlet veriyorum. Değilse, benim tuzağım gerçekten pek sağlamdır!

 “Zalimler; yavaş yavaş, aşama aşama, tedricen helâke sürükleniyorlar. Hemen helâk edilmiyorlar. Çünkü:

- Müslümanların sabır, metanet, dirayet, gayret ve samimiyet bakımından hem test edilmeleri hem de eğitilmeleri gerekiyor.

- Müslümanların ‘dünyaya müdahil olma, insanlığı düzene koyma’ vasıflarının ortaya çıkması gerekiyor.

- Zalimlerin zulümlerinin, azgınlıklarının, şımarıklıklarının artması ve gelecek olan cezaya müstehak olmaları isteniyor.”

 

46 - Yoksa sen onlardan tebliğine karşılık bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı eziliyorlar?

 “Peygamberin (sav) davetinin dünyevî çıkarlar amacıyla yapılan bir davet olmadığı; ilahî, rahmanî, uhrevî bir davet olduğu açıkça ilan ediliyor.”

 “Peygamberlerin ve bütün hak davetçilerinin kazançları Allah katındadır.”

 “Ciddi bir davaya, hak bir mücadeleye dâhil olmaya çağrıldığımızda ‘Cebimden bir şey düşecek mi?’ veya ‘Cebime bir şey düşecek mi?’ diyerek meseleye yaklaşmamız, ‘dava eri’ olmadığımızı gösterir.”

 

47 - Yoksa gaybe ait bilgiler onların yanında da, oradan istedikleri gibi mi yazıp duruyorlar?

 “Şuursuz oldukları gibi, gayba dair, geleceğe dair bir bilgileri de yok. O hâlde neye güveniyorlar?”

 

48 - Rasûlüm! Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle; balığın arkadaşı Yûnus gibi olma. Hani o pişmanlık ve acıyla yutkunarak Rabbine yalvarmıştı.

 “Allah bizden sabrımızı kuşanmamızı, hayatımızı kesintisiz bir sabırla yaşamamızı istiyor. Bu sabrın sonunda neyle karşılaşacağımızı da en iyi O biliyor.”

 “Allah’ın zalimlere, İslâm düşmanlarına karşı bir planı var. Biz de Allah’ın makro düzlemde yaptığı bu planın bir parçasıyız. Projenin paydaşıyız. Öyleyse bu projede bize verilen görevleri yerine getirelim. Tam bir ‘Müslüman’ prototipi ortaya koyalım.”

 “Allah’ın makro düzenindeki çalışanlardan biri olduğumuzu bilerek, Allah’ın ücretlendirdiği, Allah’ın sigortaladığı, Allah’ın garantisine alınmış insanlardan birisiymişiz gibi çalışalım. Bu sigorta sisteminin bizim davranışlarımıza göre devam edip etmeyeceğini bilelim ve bize verilen vazifeleri mütemadiyen, kusursuz bir şekilde yerine getirme mücadelesi verelim. O zaman bakın mikro âlem ve makro âlem nasıl değişiyor.”

 “Ahir zaman peygamberi oluşu, son peygamber oluşu, Peygamberimiz (asm) için bir yandan zor, bir yandan ise bereketli bir durumdur. O, sadece bir bölgenin, bir etnik grubun, bir zaman diliminin peygamberi değil; kıyamete kadar gelecek olan tüm insanların, tüm zamanların ve tüm mekânların peygamberidir. Bu yönüyle vazifesi hakikaten zordur. Diğer taraftan ise, kendisinden önce gelen peygamberlerin ortaya koydukları bir örneklik, bıraktıkları bir miras, bir tecrübe, yaşadıklarından Peygamberimize (asm) dersler, öğütler var. Bunlar da işin bereketli kısmı.”

 “Kendisinden önce gelen hangi peygamber hangi hatayı yapmış, ‘zelle’ dediğimiz bu usul hatalarından sonra nasıl tekrar terbiye edilmiş, o peygamberler o hatalarından hangi dersleri çıkarmış, bunu Peyagamberimize anlatıyor Allah. Onlara atıfta bulunarak Rasulüne ve bütün mü’minlere bir moral ve motivasyon desteği veriyor. ‘Onlar bu durumda şöyle yapmışlardı ve kurtulmuşlardı. Siz de yapın, siz de kurtulun.’ diyor.”

 Yunus (aleyhisselam) bir beldede peygamber olarak görevlendiriliyor. Oradaki insanlar, Yunus (as)’ın davetini uzun bir süre ciddiye almıyorlar ve onu üzüyorlar, daraltıyorlar. Yunus (as) da biraz acelecilik gösteriyor. Allah Teâlâ’nın emrini beklemeden o kavmi terk ediyor.”

 “Davetin sahibi olan Allah’ın bir planı vardır: makro plan, makro proje. Biz bu makro alanı dikkate almadan, kendi mikro alanımızla ilgili kararlar alırsak Yunus (as)’ın düştüğü duruma düşeriz: Planımız suya düşer.”

 

49 - Eğer Rabbinden bir lutuf imdâdına yetişmeseydi, elbette o kınanmış, değersiz bir kimse olarak ıssız bir arâziye atılıp gidecekti.

50 - Fakat Rabbi onu seçti ve onu sâlih kullarından kıldı.

 “Yunus (as), bindiği gemiden denize atılıyor ve bir balık onu yutuyor. Balığın karnında, karanlığın içerisinde acı çekerken şöyle dua ediyor: ‘Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.’ Onun bu pişmanlığı ve istiğfarı sebebiyle, Allah duasına icabet ediyor. Yunus (as)’ı korumaya almış olan balık, onu emniyetli bir sahile götürüp bırakıyor.”

 “Nerede görevlendirildiysen, oradaki görevin tamamlanmadan: ‘Burada olmuyor, ben başka bir yere gidip orada görevime devam edeceğim.’ diyemezsin. Allah’ın seni diktiği yerde yeşereceksin. Sen dikildiğin toprağa emanetsin, o toprak da sana emanet. O toprağa kök salmaz da başka yere gitmeye kalkarsan, Allah (ac) ayağının altına toprağı değil, denizi koyar. Boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsın.”

 “Biz, Allah’ın planına sadık kalmakla sorumluyuz. Yani ‘süreç’ten sorumluyuz. Birilerine ‘sonuç’ gösterme sorumluluğumuz yok.”

 “Bize verilen vazife neyse, nerede görevlendirilmişsek ona sadık kalacağız. ‘Başaramadım’ demeyeceğiz. Ya daha zamanı gelmemiştir, ya senin sabrın deneniyordur ya da metodunda bir problem vardır. Kendini gözden geçireceksin. Durumu yeniden değerlendireceksin.”

 “Yapmamız gereken şey vazifeyi ‘terk etmek’ değil, vazifeyi ‘derk etmek’tir. Derk etmek; orada konumlanma sebebini idrak etmek, bunun üzerine düşünmek, tasavvur üretmektir. Vazifeyi derk etmekle, terk etmek arasında bir şuur, bir bilinç farkı vardır.”

 

51 - Kâfirler, Kur’an’ı işittikleri zaman, yüreklerine inen kin ve nefret yüzünden neredeyse seni bakışlarıyla devirecekler! Bu sebeple “Muhammed delinin biridir” diyorlar.

 “Dünyada, bir avuç Müslüman, Rasulullah (asm)’ın Mekke’deki duruşuna benzer bir duruş ortaya koysalar; arı, duru, dosdoğru bir duruş; şuurlu, makul, kıvamlı bir duruş ortaya koysalar, dünyanın zalimleri tesir altında kalır, öfkelerinden parmaklarını ısırırlar.”

 “Gerçekten inanmış bir Müslüman; tavrıyla, duruşuyla, sözüyle, sükûtuyla, her şeyiyle dünyadaki zalimlere korku salar.”

 

52 - Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.

 “Ey Mekke’nin müşrikleri! Siz inansanız da, inanmasanız da, öfkenizden çatlasanız da, bizim âlemlere kurtuluş reçetesi olarak gönderdiğimiz Kur’an muvaffak olacak, Peygamber muvaffak olacak, siz ise helâk olacaksınız.”

 

 

Kur’an Atölyesi

Sohbet Notları (13 Kasım 2020)

Yorumlar

Henüz hiç yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misin?