BİR VEDÂ/VEFÂ HÂLESİ

Selâmün Aleyküm Kardeşlerim, 

Ben bu sene aranızdan ayrılıyorum. Birileriniz de yeni geliyor. Rabbim, burada olan ve yeni gelen kardeşler için hayırlara vesile kılsın. Samsun'da iki senem geçti. Rabb’i, Resûlü, camiyi, imamı gerçek manada burada tanıdım diyebilirim. "Efendimizin (s.a.) yaşadığı asr-ı saâdet İslam pınarının gözüdür. Pınarların gözünde sular daha berrak, daha lezzetlidir. Ondaki tazelik hissi, gönüllere sirâyet edecek kadar canlıdır. Yerden kaynayarak çıkışı bile daha şirin, daha güzel, daha güven vericidir." 

Benim, pınarların gözüne ulaşmaya, o tazeliği ve berraklığı hissetmeye başladığım, nereye gittiğini bilmez gemimin rotasının tamamen değiştiği, samimiyeti ilk kez tattığım, ölümü ilk kez düşündüğüm, kardeşliğin ve dostluğun sıcaklığını bir bardak çayda bulduğum, Rabb’imle ilk kez konuştuğum, içimde anlam veremediğim bir sevincin oluştuğu ilk mabedim; câmiakademim…

  Çocukluğumdan beri birçok şehirde, gerçek ailemden uzakta yaşamak zorunda kaldım. Yani gerçek bir sevgiden, merhametten ve samimiyetten kilometrelerce uzakta. Bu yüzden gönlümde doldurulması gereken koca bir boşluk ve yokluk hissiyle büyüdüm. Lise hayatım İstanbul'da, Allah'ın adının unutulduğu ve Allah'ı unuttuğum bir diyarda geçti. Yüreğimde sevgiyi, merhameti, kardeşliği hissetmediğim bir diyarda... 

İnsanların zihinlerinde yanlış fikirlerin müzminleşmiş kökleri, kartlaşmış dalları budakları vardı. Bu fikir ve alışkanlıklar, belli menfaatlerce iç içe olmuş, üzerine makam ve mevkiler kurulmuştu. Mutluluk ve huzurun bile bir gösteriş halini aldığı, tüm güzelliklerin içinin boşaltıldığı, maddenin ve mânânın özünden uzak bir yerdi. Koca koca binaların ve onca insanın içinde, yalnız olmadığınız izlenimini vermeye çalışan, yalnızlığınızı hissettiğinizde ise bunu size bir ayrıcalık gibi yutturmaya çalışan, ne kadar kötü olabilirseniz o kadar iyi olduğunuzu kabullendirmek için uğraşan bir sistem vardı ortada. Böyle bir sistemde huzur bulmak kalbi ve ruhu doldurmak ebetteki imkansız. 

 Samsun’a gelmeden önce, zihnimde kuruyup çürümeye yüz tutan bazı fikirlerim, Mabedin pınarlarından gelen, taze ve berrak su ile beslendikçe, ruhumun derinliklerinde yeniden canlanmaya başlamıştı. Câmiakademi benim Rabb’imle tanıştığım, tanışıp da çok sevdiğim mabedim… Ben kardeşlerimi bu dağ başında buldum, buradaki bir bardak çayın gönlüme nasıl tesir ettiğini yaşayarak gördüm. 

Kardeşlerim! 

Size ufak bir tavsiyede bulunacak olsam derim ki; burayı ve bulunduğunuz her yeri çok iyi değerlendirin ve yaptığınız hiç bir şeyi küçük görmeyin. Bir bardak çay ikramı bile olsa. Çünkü bu sizin ve karşınızdakinin gönlüne açılan bir kapı, mabedin gölgesinde serinlemek isteyen bir kalbe çağrı olabilir. “İslam’la ilk tanışanlar için burası anne sütü gibi” demişti Mehmet hocamız. Benim için öyle oldu. Umarım sizin için de çok daha hayırlısı olur. "Her şey gönlünüze göre, gönlünüz Hakk'a göre olsun." Selam ve dua ile.

Hanımeli Çiçeği


Yorumlar

Henüz hiç yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misin?