Tekasür Suresi Ders Notları

                

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ

 

·       Tekasürün (çokluğun) bizi nasıl oyaladığı, meşgul ve işgal ettiği; işimize, sözümüze, özümüze nasıl ve ne kadar bulaştığını inceliyoruz.

·       Tekasür kavramı bir şeye hakkı olmadan kattıkça katmak, olay, durum ya da kişileri köpürtmek, o sözün ve duygunun mahremiyetini korumamak anlamlarına gelir.

·       Kavram yalnızca mal ve mülk ile ilgilenmez. Kişinin sözündeki, bakışındaki, amellerindeki çokluğu, köpürtmeyi de kuşatır

·       Aksi halde sure yalnızca belirli bir kesime inmiş olurdu.

·       Bu nedenle hepimizin kendi yaşantısında neleri köpürttüğü, ne kadar adil olduğu, nelere hükmedebildiği ya da nelerin hükümranlığına girdiğini düşünmesi gerekir.

·       Zira ayette geçtiği gibi bu köpürtme ve çokluk insanı oyalar. Ona sahip olur ve hükmeder.

·       “Bence” bir tekasürdür yeri ve zamanına göre. O işin haddi “hakikate göre” olması gerekirken söz bala bandırılırsa gönülde acı bir tat bırakır.

·       Tekasürün insana bir noktada sahip olması ve oyalaması terazi gibi düşünülebilir. Bir tarafta haksızca arttırılan duygular diğer tarafta eksilen manevi değerleri doğurur.

·       Bu dengesizlik de aslında insanın tekamülüne zarar verir. Tekasür insanın çoğalttığı her ne ise tekamül ve tasarruf da insanı çoğaltmaktır.

·       Kişi arttırması gereken tarafı arttırıp kamil olma yolunda adım atacağı yere, haksız yere nefse uyarsa o zaman tekasür yapmış olur. Halbuki bu arttırımı hayra tasarruf etmesi gerekir.

·       Biraz daha tekasürün alanlarını detaylandırdığımızda sosyal medya kullanımlarımızın, zaman yönetimimizin, alışveriş ahlakımızın, yeme-içme ahlakımızın, söz ahlakımızın da bu kavramın kuluçka alanları olduğunu anlayabiliriz.

·       Efendimizin midelerimizin üçte birini yemeğe üçte birini suya kalanını ise boş bırakmaya ayırmaya bu nedenle tavsiye etmiştir. Boşluğun hakkı bile dinimizde tahsis edilmiştir.

·       Arkadaşlık ilişkilerimizde de muhabbet frekansı değil maslahat frekansını ayarlarsak Allah ile ilişkimizde bağlantı kesikliklerine sebep olabiliriz.

·       Aynı şekilde tekasür kadın ve erkeğin tesettürüyle de alakalıdır. Kişinin 3 cümlelik işini 5 cümleye köpürtmesi tekasüre sebep olurken sözün tesettürüne de aykırıdır.

 

·       Ailemize harcamamız gereken zamanı da işte köpürtürsek yine tekasür yapmış oluruz.

·       Çünkü bizler El- Adl' ın kullarıyız ve adaletle hükmedip onun tecellisi olmakla yükümlüyüz. 

·       Çokluk aynı zamanda aşırıya gitme olarak da düşünülmelidir. Ecdadımızın dediği gibi “Aç tavuk rüyasında darır görür.” sözü de bu konuyla ilgilidir.

·       “Kişinin fikri ne ise zikri de odur.” Bu sözde de ihmalin aşırıya kaçması ve zihin dünyasının mahrum bırakılması anlatılır. Zihin dünyası boş kaldığında ikame fikirlerle dolar ve kişinin davranışlarına yansıması kötü olur.

·       Çünkü kişi kendini doyurması gereken bir alanda kendini aç bırakır, mahrum eder, yerini başka şeylerle doldurmaya çalışırsa o şeye karşı motive olur. Ona karşı ivme kazanır ve meyleder.

·       Bu nedenle Mü’min duygu durumlarını, malını, sözünü, bakışını, amelini kullanırken tekasüre değil tekamülüne vesile kılmalıdır.

·       Kişinin bir miktar parayla ihtiyacı olmayan bir malı satın alması tekasürken, aynı parayla bir yoksulun ihtiyacını karşılaması bir tekamüldür.  

حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ

·       Ta ki ölüm gelip kapıyı çalıncaya dek...

·       Ayetin devamında tekasürün kabirleri ziyaret edinceye kadar yani ölünceye kadar insanları oyaladığından bahseder.

·       İnşirah suresinde de bahsedildiği gibi Mü’min inşirahına sebep olacak şeyler için kendinde bir tezahür görmeli. Bu alametlerin başında yanlış içerisinde olduğunu fark edecek bir firaset gelir. Tekasür öyle güçlüdür ve nefsi besler ki insanın bu feraseti zamanında göstermesi zor bir hale gelir. Bu nedenle bu oyalama kişiyi ölüme kadar meşgul eder.

 

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُون

َۜ كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ

 

·       Ayette ilm-el yakin kavramı “şeksiz şüphesiz bilgi sahibi olduğun ilim anlamına gelir.” Bir bakıma bilinçtir aslında insan için. Allah da bizlerin bu bilinçte olması gerektiğini vurguluyor.

 

 

 

 

لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ

 

·       “Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.”

·       Bu durum küçüklüğümüzde sıcak sobayla tanışma hikayelerimize benzetilebilir. Çocuk ilm-el yakin kavramının muhatabı olmadığı için bunu deneyimleyerek öğrenir ve bu artık ayn-el yakin durumu olur. Ancak aynı senaryo tekamül yolcusu olan bir mü’min için farklıdır.

·       Çünkü onun ateşi deneyimlemesine lüzum yoktur zira onun yakıcılığına dair onda bir bilinç (ilm-el yakin) vardır.

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يم

·       Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.

·       Ve surenin sonunda da köpürttüğümüz, yalnız bıraktığımız, adil davranmadığımız her nimet için sorguya çekileceğimiz Rabbimiz tarafından bizlere bildiriliyor.

·       Allah hepimize nimetleri tekasürümüze değil tekamülümüze tasarruf etme feraseti versin.

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misin?