Sığın, Sakın ve Saklan!

“Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla...”


“Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun.”


İstiâze sadece sözle yapılan bir eylem değildir. Aklımızla, kalbimizle, ruhumuzla, nefsimizle, bedenimizle, bir bütün olarak her şeyimizle Allâh'a yönelmek, O’na sığınmak, O’ndan yardım dilemek ve bunun gerektirdiklerinin tamamını yerine getirmektir.”

 

“Fizikî âlemde A noktasından ayrılmadan B noktasına varmak mümkün değildir. Buna benzer şekilde bizim de Allah'ın rızasına varabilmemiz için o anda içinde bulunduğumuz süflî hâlden ayrılmamız gerekir. Başka bir deyişle, iyi'ye ulaşabilmenin ön şartı kötü'yü terk etmektir.”

 

“İstiâze üç aşamada gerçekleşir: sığınma, sakınma ve saklanma. Bunlar birbirini tamamlar. Meselâ sığınma olmadan sakınma da tam olmaz. Yani Allah'a tevekkül etmeden, O'na sığınmadan çıktığımız bir yolda şeytandan ve şeytansılardan kendimizi ne kadar sakınırsak sakınalım bir şeyler eksik kalacak; yola Allah'ın inâyetini dileyerek çıkılmadığı için bereketten mahrum kalınacaktır.”

 

Eûzü besmeleye dikkatli baktığımızda görürüz ki şeytandan kaçan insanı ilk olarak Allâh'ın ‘Rahmân’ ismi karşılar. Bu ismin bir husûsiyeti de bütün yaratılmışlara şâmil olmasıdır. Yani Allah Teâlâ, şeytandan kaçan insana, kim olduğuna bakmadan, kâfir bile olsa tövbe ettikten sonra ona merhamet kucağını açıyor. ‘Benden başka gidilecek kapı mı var?’ dercesine onu davet ediyor. Şu hâlde bize ne oluyor ki ufacık bir hataya düşen insana ‘Haydi canın cehenneme!’ deme hakkını kendimizde görüyoruz?”


İhyâ Sohbetleri 
Sohbet Notları (
28 Mart 2020)

Yorumlar

Henüz hiç yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misin?