Kur'an’da ismi sık geçen, hikayeleri tekrar tekrar anlatılan peygamberler vardır, bu "Ulu'l Azm" peygamberlerden birisi de Musa (a.s)'ın kıssasıdır. Bu dersimizde bu uzun kıssadan Musa'nın Asa'sını inceleyeceğiz. Allah bir meseleyi anlatmak için bir sineğin kanadını örnek vermekten çekinmez yeter ki insanlar anlasın. Arapça sarf/nahiv bilgisi ile Allah'ın Kuranda ne dediği anlaşılabilir, ancak ne demek istediğini anlamak için bu yeterli değildir. Siyak/sibak ilişkisi gibi Kuran'ın felsefesine hâkim olursak, ayetleri bağlamları ile değerlendirirsek doğru anlayabiliriz. Yoksa ayetleri yanlış yorumlayıp, tekfir meselesi edip müslümanı müslümana kırdırmak da maalesef mümkündür. Allah'ın muradını anlatmak için sahneye sürdüğü çok değerli dekorlar/aktörlerdir peygamberler, Musa (as) da böyledir. Allah…
Hayat tekleye tekleye ve aynı zamanda tikleye tikleye gittiğimiz bir yoldur, başarısızlık deneyimleri yeni bir yol tutmaya yönlendirdiği için yeni bir cevher bulmamıza vesile olur. Mücadele ahlakında Hz Musa’nın “Rabbim! Senden gelecek her hayra muhtacım” duasındaki sınırların, nefsimizin ve arzularımızın değil ahlakın belirlemesini niyaz ediyoruz.Mücadelenin ahlakından öte ahlakın mücadelesine rikkat ve dikkat çekmemiz gerekiyor.Mücadele ettiğimiz herhangi bir durumda durup “Bu mücadelenin ahlakı var mı?” sorusunu kendimize devamlı sormakta fayda vardır. Hayat, bazen var olman gereken yerde yok olmayı, yok olman gereken yerde ise var olmayı öğreten; bunu da belirli bir kıstas ve üslupla gerçekleştirebilen bir mücadeleden ibarettir. İki dünyalının ortaya koyduğu mücadeleyle tek…
İnsanlar bazı dönemlerde nimetlerin alındığı zamanları imtihan sanar, ancak aynı şekilde nimetlerin verilmesi de imtihandır.“Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur.” ayeti ve “Üç kişi yolculuğa çıkarlarsa, aralarından birini imam (başkan) seçsinler!” hadisi bizlere her hal ve durumda öndere, lidere ihtiyaç duyulduğunu gösterir. İmam, arapça “ümm” kökünden, anne ile aynı kökten gelir. Bu ise yöneticilikte şefkatin elden bırakılmaması gerektiğini bize öğütler.“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” ayeti bize gösterir ki amaçsızlık, hedefsizlik yoktur. Hedefimiz olduğu zaman da ekibimize bir yönetici gerekli olur.Kötülükler ve imtihanların korkusuyla sorumluluklardan kaçmamak gerekir. Sorumluluktan kaçarsak sorumsuz sorumluların yanlış…
Bir çocuğun evladi sorumluluğundan önce insani sorumlulukları vardır. Anne babaya evlat rolü birincil değil Rabbine kulluk birincil sıradadır, insani sorumlulukları daha önceliklidir. Aynı şekilde anne babanın da ebeveynlik sorumluluklarından önce kul sorumlulukları vardır. Bu öncelik sıraları ihmal edildiğinde anne babaya sorgusuz itaat görüntüsüyle nefislere zulmedilmiş olur.Terbiye hususundaki ihtarlarda haddi aşmamalı, latif iklimlerimizden evlatlarımıza da yaşatmalı, onları dokumak için onlara dokunmalıyız. Mesela cehennem korkusuyla çocuklarımızı terbiye etmenin Kur’an-ı Kerim’den çıktığını zannetmemeliyiz. Bir çocuk anne babasına şımarmanın, onlara naz ve niyaz makamlarını kullanmanın itaatsizlikle sonuçlanmasıyla cezalandırılmamalıdır.Terbiye ve eğitimde ihtar ve yasakların sebeplerinin akla hitap etmesi de büyük önem taşır. Kur’an-ı Kerim’de izahı…
“Kenar-ı Dicle’de bir meşiyet-keş bekler, Kurt azman oldu, Ömer na-giriftar oldu deyu.” (Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Koca Karı ile Ömer) Sizin elinizden, geminizden tuttukları için anne babalarınıza şöyle dua edin: “Allah’ım... Annem ve babam beni bu dünyada iyilerle bir etti, sen de onları mahşerde iyilerle beraber eyle.” Kainattaki her şeyin eşitleneceği tek nokta “adalet”tir. Herkesin önce kendi avukatlığını yaptığı durumda egoistlik, enelik, bencillik başat olur. Herkes önce kendini hesaba çekmelidir. Adalet bazen eşitlik sağlar, bazen eşitsizlik bozar. Allah, adalet matematiğine göre hak edene hak ettiği şeyi hak ettiği kadar verir. Kavram “mi’yar”: ölçü, vazgeçilmez kıstas. Onunla ölçülmesi gereken, kendisinin ise ancak…





